h Dolar %
h Euro %
h Sterlin %
h Altın (Gr) 511,32 %-0,01%
h Çeyrek Altın 827,00 %-0,12%
h Tam Altın 8.180,54 %0,00%
h Ons Altın 1.858,79 %0,02%
h BIST100 %
İstanbul 16°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ZWrf6.jpg
ZWYXI.jpg
Narin Demirci

Narin Demirci

10 Mart 2021 Çarşamba

BİR ÜSLUP YOLCULUĞU

BİR ÜSLUP YOLCULUĞU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir yolculuk…

Evet. Bir yolculuk hatırlattı bana yıllar önce etkisinde kaldığım bir hikâyeyi…

Hikâye şöyleydi…

Rivayet odur ki, Peygamber Efendimizin torunları Hasan ile Hüseyin bir gün yanlış abdest alan yaşlıca bir adama denk gelirler. Ancak kendileri çocuk yaşta iken yaşlı adama yanlışını söylediklerinde onun kırılacağını, incineceğini düşünürler ve onu kırmayı, utandırmayı asla akıllarından dahi geçirmezler. Akıllarından böyle bir şey geçirmesine geçirmezler de, doğruyu da bir şekilde anlatmaları gerektiğini düşünürler. Bunun için iki kardeş, yaşlı adamın yanına gelirler ve ona, “Efendim! Biz henüz çocuk sayılırız. Şuradan abdest alırken başımızda dursanız da yanlışlarımızı söyleseniz olur mu?” diye sorarlar. Yaşlı adam memnuniyetle bu teklifi kabul eder ve Hasan-Hüseyin kardeşler abdest almaya başlarlar. Yaşlı adam abdest alan kardeşleri dikkatlice izler ve asıl yanlış abdest alan kişinin kendisi olduğunu fark eder.

Söz, üslup, tavır ve davranış bazen ne dediğinizden çok daha önemlidir. Hani derler ya, yanlış üslup doğru sözün katilidir diye. Ki üslup denilen şey okul sıralarında, üniversite amfilerinde, doktora tezlerinde öğrenilmiyor. Bazen yolculuk yaptığınız bir minibüsün şoför koltuğunda bulunabiliyor. Ben de son yaptığım yolculuktaki bir anımı paylaşmak istiyorum sizlerle.

Aşağılanmaktan yorulmuş bir yüzü vardı şoförün. Sadece yüzüyle değil sözleriyle de dile getiriyordu bunu. Dinliyordum sadece… “Yanıma oturup şoför olduğum için tepeden bakan çok insan taşıdım şehirden şehire” diyordu. Şoförlük yaptığı için aşağılandığını düşünüyordu. “Ama severek yapıyorum işimi” derken ses tonundaki şiddeti inanın abartmıyorum. Yol boyunca dinledim bütün anlattıklarını. Bıkmadan… Usanmadan…

“Aşağılandım ama aşağılamadım kardeş” diye başladığı ve bana yukarıdaki hikâyeyi hatırlatan kendi yaşadığı hikâyesini şöyle anlattı: Üstelik benim yıllar önce etkilendiğim o hikâyeyi hatırlayacağımı bile kestiremeden…

“Hergün yüzlerce insan taşıyorum bir şehirden diğer şehire. O kadar çok insanla muhatap oluyorum ki artık insanları neredeyse yüzlerinden, bakışlarından tanıyacak hâle geliyorum. Bir gün bir genç geldi. Hırsızlık yapan bir gençti. Herkes tanıyordu. Arkadaşlarım o genci araca almamı istemediler. Çünkü ya paramızı alacaktı ya da telefonumuzu. Mutlaka bir şey götürecekti. Sırf o niyetle yolculuk yapan insanlar var inanın. Arkadaşlarım o genci araca almamam için ne kadar ısrar etseler de ben yine de aldım. Koltuğa oturduğunda direksiyonun yanında duran telefonumu ona özellikle gösterdim ve ‘Bak kardeşim! Bu telefonum sana emanet. Sakın kimseye çaldırma olur mu? Gözüm arkada kalmasın’ diyerek işimi halletmek için araçtan indim. Herkes onun telefonu alıp gideceğinden emindi. Bilemiyordum tabii. Gidebilirdi de. Epey bir zaman sonra aracın hareket saati gelmişti. Ben de işlerimi bitirip döndüm. Ve döndüğümde telefonu yerinde bulamadım. Telefon yoktu. Şöyle bir etrafa baktım ki, telefon gencin ellerinde. Sıkı sıkı tutuyor telefonu. ‘Ne yapıyorsun? Neden öyle telefonu eline almış sıkı sıkı tutuyorsun?’ diye sordum. ‘Abicim. Birisi çalmasın diye tutuyorum’ dedi.

İşte yaşanan böyle bir hikâyeyi dinledim dün. İyi ki de dinledim.

Ne diyordu Bizim Yunus…

Söz ola kese savaşı. Söz ola kestire başı.

Bazen yanlış bir üslup, doğru bir sözün katilidir zira.

O yüzden sen üniversitelerde profesör unvanını almamış olsan da, üslup makamının zirvesine ulaşmışsın güzel insan.

Ve araçtan inerken seslendi bana.

“Kardeşim ismin nedir?”

“Narin” dedim.

“Hiç duymamıştım ne güzel isimmiş. İsminle yaşa” dedi.

“Teşekkür ederim abicim. Sizin isminiz nedir?” diye sordum.

“Ali” dedi.

Kimbilir belki de söz ilmini, üslup ilmini, iletişim ilmini bilene de en güzel Ali ismi yakışırdı. Ne dersiniz?

Devamını Oku

VEE. SON SÖZÜ AŞK SÖYLEDİ

VEE. SON SÖZÜ AŞK SÖYLEDİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Narin Demirci

Şair Ahmet Selçuk İlkan son sözü aşka bıraktı. Yüzlerce şiiri bestelenen İlkan, aşk ve sevgi dolu şiirlerini “Son Sözü Aşk Söyler” isimli şiir kitabında topladı. Kitapta, şairin daha önce okunmamış, söylenmemiş ve bestelenmemiş şiirleri de yer alıyor. Aşk; son sözü söylediği bu kitapta, sevgi dolu mısralarıyla kulaklara değil yüreklere sesleniyor.

ŞİİRİNİ AŞKTAN ÇIKARAN ŞAİR

Sevginin gücünü ve kıymetini anlatmak için ömrünü şiire adayan şair Ahmet Selçuk İlkan, içinde aşk olmayan hiçbir şiiri yazmadığına dikkat çekiyor. “Bana göre şair/ İnsanın içini okuyan/ Elini taşın altına koyan/ Ve mısra mısra kalbini oyandır” dizeleriyle tamamen yüreklere hitap ettiğini belirten İlkan, “Bir şairim ben. Hasretini yaştan, sevgisini baştan, ekmeğini taştan,  şiirini de aşktan çıkaran. İçinde aşk olmayan bir şiiri asla yazmıyorum. Öyle bir şarkıyı da yazmadım” diyor.

SON SÖZ AŞKA BIRAKILDI

Ahmet Selçuk İlkan yeni kitabı Son Sözü Aşk Söyler’de, okuyucularını selamladığı ve son sözü aşka bıraktığı şu ifadelere yer veriyor; “Ben, aşkı ölümsüz bilenlerdenim diyerek çıktım yola. Belki de bu yüzden aşkın coşkusunu da acısını da bu kadar derinden yaşadım. Ayrılıklara, gidenlere sitemim, gönül koymuşluğum da hep bundan…

Bunca kirlenmişliğin ortasında daha iyi bir geleceğe çıkacaksa yolumuz; o yol mutlaka sevgiden, sevdadan ve şiir seven kalplerden geçecek…

Sizlere, kırmayan, dökmeyen, incitmeyen; çoğaltan, onaran, iyileştiren bir aşk diliyorum…

Ve o vakit geldiğinde bırakın son sözü aşk söylesin!”   

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.