h Dolar %
h Euro %
h Sterlin %
h Altın (Gr) 511,51 %0,03%
h Çeyrek Altın 828,00 %0,00%
h Tam Altın 8.180,54 %0,00%
h Ons Altın 1.859,36 %0,05%
h BIST100 %
İstanbul 16°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ZWrf6.jpg
ZWYXI.jpg
İlhan AĞIR

İlhan AĞIR

12 Nisan 2021 Pazartesi

RAHMAN SURESİ (43-63. Âyetler)

RAHMAN SURESİ (43-63. Âyetler)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sure Hakkında:

İndiği Yer; Medine,İniş Sırası 97,Âyet Sayısı 78 dir.Tamamının Mekki olduğu veya bir kısmını Mekkede bir kısmını ise Medinede indiği görüşleride vardır(Zemahşeri,IV. 49).İlk âyetinde geçen ve Allah’ın isimlerinden olan Rahmân suresi sureye ad olmuştur.İnsanın kendi ve dış dünyada görebileceği dini,dünyevi birçok nimete değinilerek bunların sorumluluğunu idrak etmesi ve kulluk bilinci içinde hareket etmesi gerektiğinin hatırlatılması surenin ana konusunu oluşturmaktadır.

Türkçe Meâli 43-63. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allahın adıyla…

43.Günahkârların yalan saydıkları cehennem işte bu!

44.O’nun ateşiyle kaynar su arasında gidip gelirler.

45. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

46.Rabbinin huzurundan korkan kimse için çifte cennet vardır.

47. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

48.İkisindede çeşit çeşit ve emsalsiz nimetler bulunur.

49. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

50.İkisindede akıp giden iki kaynak vardır.

51. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

52.İkisindede her meyveden farklı türler bulunur.

53. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

54.(Cennetdekiler) İçleri atlasla dokunmuş sergiler üzerine kurulmuşlardır.Bu iki cennetinde meyveleri kolayca erişebilecek yakınlıktadır.

55. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

56.Oralarda eşinden başkasına bakmayan kadınlar vardır ki onlardan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.

57. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

58.Sanki onlar yakut ve mercandır.

59. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

60.İyiliğin karşılığıda ancak işte böyle iyiliktir.

61. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

62.Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır

63. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

KADİR GECESİ’NİN ANLAM VE ÖNEMİ…

Kadir, sözlükte, hüküm, şeref, güç, yücelik gibi anlamlara gelir. Dini literatürde, “leyletü’l kadr” şeklinde Kur’an-i Kerim’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır. Aynı adı taşıyan Kur’an-i Kerim’in 97. Kadir süresi, bu gecenin fazileti hakkında nazil olmuştur. Bu sürede yüce Allah (cc) şöyle buyurmaktadır. “Şüphesiz biz o Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik, Kadir Gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin, Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır, Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rab’lerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir”. Müslüman alemini yakından ilgilendiren Kadir Gecesi ne olmuştur? Kadir Gecesi bilindiği gibi Kur’an’ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gecedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e Hira dağında Kur’an’ı Kerim’in ilk ayeti o kutsal gecede inmiştir. Kadir gecesi, yüce dinimiz İslam’ın en şerefli, en faziletli ve en ihtişamlı gecelerinden en başta gelenidir. Kadir gecesi, İslam güneşinin, Kuran meşalesinin dünyayı aydınlatmaya başladığı mübarek bir gecedir. Bu gece, kalbi Kuran nuru ve peygamber müjdesi ile parlayan, alnı secde izleri ile nurlanan müminler için af ve mağfiret gecesidir.

Kadir Gecesi İle İlgili Âyet ve Hadisler

Peygamberimiz Hazreti Muhammed Kadir Gecesi için şöyle buyuruyor;

“Kim Kadir Gecesi’nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”

“Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır.”

Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

“Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir.”

 Şüphesiz ki biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik.

 Kadir gecesi nedir, nereden bileceksin?

Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.

O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için inerler de inerler.

O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.

Ayşe (R.A.), Peygamber Efendimiz’e: “–Ey Allah’ın Resûlü! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş, Efendimiz de: “Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla!» diye dua et!” buyurmuştur. (Tirmizî, Deavât, 84)

“Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.” (Duhan 3)

KADİR SÛRESİ OKUNUŞU

Bismillâhirrahmânirrâhîm.

İnnâ enzelnâhü fî leyletilkadr.

Ve mâ edrâke mâ leyletülkadr.

Leyletülkadri hayrün min elfişehr.

Tenezzelülmelâiketü verrûhu

fîhâ bi-izni Rabb’ihim, min külli emr.

Selâmün, hiye hattâ matle’il fecr.

Tüm İslâm âleminin mübarek Kadir gecesini kutlar yapmış ve yapacağımız olan ibadetlerin, duaların ve tövbelerin kabulünü aziz olan Allah’tan dilerim.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

RAHMAN SURESİ (21 – 42. Ayetler)

Sure Hakkında:

İNDİĞİ YER: MEDİNE

İNİŞ SIRASI: 97

ÂYET SAYISI: 78

Tamamının Mekki olduğu veya bir kısmını Mekke’de bir kısmını ise Medine’de indiği görüşleride vardır (Zemahşeri, IV. 49).İlk âyetinde geçen ve Allah’ın isimlerinden olan Rahmân suresi sureye ad olmuştur. İnsanın kendi ve dış dünyada görebileceği dini, dünyevi birçok nimete değinilerek bunların sorumluluğunu idrak etmesi ve kulluk bilinci içinde hareket etmesi gerektiğinin hatırlatılması surenin ana konusunu oluşturmaktadır.

Türkçe Meâli 21-42. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

21.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

22.Onlardan inci ve mercan çıkar.

23.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

24.Denizde yelkenlerini bayraklar gibi açarak süzülüp giden gemiler O’nundur.

25.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

26.Yeryüzünde bulunanların hepsi fânidir

27.Azamet ve kerem sahibi Rabbiniz zâtı ise bâki kalır.

28.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

29.Göklerde ve yerde  bulunanların hepsi ondan ister(ona muhtaçtır).O her an yaratma halindedir.

30.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

31.Sizin içinde(Hesap sorma)vaktimiz olacak, ey sorumluluk yüklenmiş iki varlık!

32.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

33.Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp öteye geçebilirseniz haydi geçin! Ama(Tarafımızdan verilmiş) bir güç olmadıkça geçemezsiniz.

34.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

35.Üzerinize yalın bir ateş alevi ve erimiş bakır gönderilerde kurtulmak için Rabbinizle yardımlaşasınız.

36. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

37.Gök yarılıp gül kırmızısı bir yağ gibi olduğu zaman!

38. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

39.İşte o gün insana da cine de günahı hakkında soru sorulmaz(Çünkü her şey apaçık ortadadır.)

40. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

41.Günahkârlar simalarından tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.

42. Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 1-20. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

1-2.Kur’an’ı Rahmân öğretti.

3.İnsanı o yarattı.

4.O’na anlama ve anlatmayı öğretti.

5.Güneş ve ay bir hesaba bağlı (olarak hareket ederler).

6.Yıldızlarda ağaçlarda secde eder.

7-8.Göğü o yükseltti, denge ve ölçüyü o koydu ki dengeden sapmayasınız;

9.Ölçüyü düzgün tutasınız ve eksik tartmayasınız.

10.O yeryüzünü canlıların altına serdi.

11.Orada meyveler ve tomurcuklu hurma ağaçları var

12.Çimlenen taneler ve hoş kokulu bitkiler var

13.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

14.O,insanı ateşte pişirilmiş toprak kaplar gibi kurutulmuş çamurdan yarattı.

15.Cinleride yalın ateşten yarattı.

16.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz.

17.O iki doğunun da Rabbi iki batınında Rabbidir.

18.Artık Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?

19.O birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi.

20.(Ama) Aralarında bir engel vardır; birbirine karışmazlar.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

FETİH SURESİ (22 – 29. Ayetler)

Sure Hakkında:

İndiği Yer; Medine,Mekke

İniş sırası: 111,Âyet Sayısı 29 dur.Hicretin 6. yılında, Hüdeybiye Antlaşması’ndan sonra, bir gece Mekke yakınlarında nâzil olduğu halde-Medine döneminde geldiği için-Medine de gelen surelerden sayılmıştır. Hüdeybiye de savaşmak yerine, ilk bakışta Müslümanların aleyhinde gibi gözüken şartlarla sulha karar verildiğinden, Hz. Ömer oldukça heyecanlı ve sert bir üslupla Peygamberimize bir çok kere, “Müslümanlar hakkında, onlar haksız oldukları halde neden bu aşağılayıcı barışın yapıldığını” sormuş, “Ben Allah’ın elçisiyim, o elçisini mahcup etmeyecektir.” Cümlesinden başka cevap alamamıştı. Bir müddet sonra peygamberimiz Ömer’i çağırdı ve kendisine hem sulhun bir fethi olduğunu açıkladı hem de yeni gelmiş olan Fetih suresinden bir miktar okudu (Buhâri, “Tefsir” 48/5;Müslim, “Cihat” 94) sureye adını veren ve ilk ayette geçen fetihten maksat Mekke fethi değil,bu fethinde yolunu açan Hüdeybiye antlaşmasıdır. Ana konu Hüdeybiye Antlaşması’nın değerlendirilmesi, niyetlendikleri umre ibadetini yapamadan döndükleri için büyük üzüntü ve hayal kırıklığı içinde olan müminlerin teselli edilmesi, bu harekat içinde ve sonrasında olup bitenlerin Allah nezdindeki değerinin açıklanmasıdır. Hz Peygamber, “Bu gece bana, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha değerli ve güzel bir sure gönderildi.” Buyurmuş, sonra Fetih suresini okumuşlardır (Buhâri, “Tefsir”,48/1)

Türkçe Meâli 22-29. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allahın adıyla…

22.Eğer kâfirler size karşı savaşsalardı arkalarını dönüp kaçacaklar, Bu durumda bir koruyucu, bir yardımcı da bulamayacaklardı.

23.Bu Allah’ın öteden beri uygulanıp gelen kanunudur, Allah’ın kanununda bir değişiklik bulamazsın.

24.Mekkenin göbeğinde size onları yenmeyi nasip ettikten sonra onların ellerini sizin üzerinizden, sizin ellerinizden onların üzerinden çeken de O’dur. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.

25.İnkâra sapan, sizi Mescid-i Haram a sokmayan,(Yolda)engellenmiş kurbanları yerine ulaşmaktan alı koyanlarda başkaları değildir, onlardır. Eğer Mekke’de kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkekler ve mümin kadınlar olmasaydı, bunları bilmeden ezmeniz ve bu yüzden üzüntü ve zarara uğramanız ihtimali bulunmasaydı(Allah ellerinizi onların üzerinden çekmezdi).Dilediklerini rahmetine daldırmak için Allah böyle yapmıştır. Eğer böyle birbirinden ayrılsalardı, inkâra sapmış olanlarına acı bir şekilde azap verecektik.

26.İnkâra sapmış olanlar o zaman kalplerini o gurura cahiliye dönemine ait büyüklenmek duygusuna kaptırmışlardı, Allah’ta Resulünün ve müminlerin gönüllerine huzur ve güven duygusu verdi, onları takvâ sözüne bağlı kıldı zaten onlar bu sözü hak etmişlerdi, onlar buna lâyıktı. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.

27.Allah,Resulüne gerçeğe uygun rüyasında doğruyu bildirmiştir. Allah izin verirse hiçbir şeyden korkmaksızın,(Umrenizi yaptıktan sonra) ya saçlarınızı kazıtarak veya kısmen kestirerek, güven duygusu içinde Mescid-i Haram’a muhakkak gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilmektedir ve bundan başka hemen gerçekleşecek bir fethi de taktir buyurmuştur.

28.Bütün dinlerin üzerindeki yerini alsın diye Resulü doğru yola rehberi ve hak din ile gönderen O’dur. Buna tanık olarak ta Allah yeter.

29.O,Allah’ın elçisi Muhammed’dir. Onunla beraber olanlarda kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler. Onları, Allahın lütuf ve rızâsına talip olarak her rüküda ve secdede görürsün. Secdenin tersiyle üzerine simaları oturmuştur; Tevrat da onlar için yapılan benzetme budur. İncil’deki misalleri ise bir ekindir: Çiftçileri sevindirmek üzere filiz verir, onu güçlendirir, kalınlaşır ve kendi sapları üzerinde durur. Onlar(müminler)yüzünden kâfirler öfkeden kahrolsun diye(böyle olmuştur).Onlar arasından iman edip dünya ve ahrete yaralı işler yapanlara Allah bir bağışlama ve büyük bir ödül vaat etmektedir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 11-21. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allahın adıyla…        

11.Arap kabilelerinden savaşa katılmayanlar sana, gönüllerinde olamayanı dillerinin ucuyla söyleyerek, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu, bu yüzden Allah’ın  bizi bağışlamasını iste” diyecekler. Onlar şöyle dedi: “İyilik etmeyi murat ederse, sizin için Allah’a karşı herhangi bir şey yapmaya kimin gücü yeter? Hayır! Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir;

12.Tam aksine siz, Resulün ve müminlerin artık ailelerine hiç dönemeyeceklerini sandınız, bu gönlünüze hoş geldi. Kötü zana kapıldınız ve kaybedenler siz oldunuz!”

13.Kim Allah’a ve Resulüne iman etmezse bilin ki biz, kâfirler için kavurucu bir ateş hazırladık.

14.Göklerin ve yerin hükümdarlığı Allah’a aittir; Dilediğini bağışlar, dilediğini de azap eder. Bunlarla beraber o, ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.

15.Ele geçirmek üzere ganimetlere doğru hareket ettiğinizde, savaştan geri duranlar, “Bırakın bizi, size katılalım” diyecekler. Onlar, Allah’ın hükmünü değiştirmek istiyorlar. De ki: “Asla bizim peşimize takılamayacaksınız, Allah sizin için daha önce böyle buyurdu” “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Oysa onlar (işin hakikatini) kavramakta güçlük çekiyorlar.

16.Arkada kalan bu Arap kabilelerindeki: “Yakında çetin güç sahibi bir topluluğa karşı çağrılacaksınız; Ya kendileriyle savaşacaksınız yahut Müslüman olacaklar. Bu çağrıya uyarsanız Allah size güzel bir karşılık verecek, daha önce olduğu gibi durursanız sizi acı bir şekilde cezalandıracak.”

17.Gözü görmeyene zorlama yok, topala zorlama yok, hastaya zorlama yok. Kim Allah ve Resulünün sözlerini dinlerse onları, altında ırmaklar akan cennetlere sokar; Kim de yüz çevirirse onu acı bir şekilde cezalandırır.

18-19.O ağacın altında sana bağlılık sözü verdikleri sırada o müminlerden Allah razı olmuştur; Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur ve güven vermiş, pek yakın bir fetihle ve elde edecekleri birçok ganimette kendilerini ödüllendirmiştir. Allah, izzet ve hikmet sahibidir.

20.Allah elde edeceğimiz bir çok ganimeti size vaat etmiş ve şunları şimdi vermiş, insanların ellerini de üzerinizden çekmiştir ki, bunlar aynı zamanda iman edenlere bir kanıt olan ve Allah sizi dosdoğru yola iletsin,

21.Henüz elde edemediğiniz başkaları da var. Kuşkusuz bunlar Allah’ın bilgisi ve gücü dahilindedir; Şüphesiz Allah her birşeye Kâdirdir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 1-10. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

1-3.Senin geçmiş gelecek bütün günahını Allah’ın bağışlaması, sana nimetini eksiksiz vermesi, seni dosdoğru yola yürütmesi ve Allah’ın sana güçlü bir şekilde yardım etmesi için sana apaçık bir fetih ihsan ettik.

4.İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine huzur ve güven aşılayanda O’dur. Göklerin ve yerin askerleri yalnız Allah’a aittir ve Allah her şeyi bilmekte, yerinde yapmaktadır.

5.Böyle yapmış ki, Mümin erkekleri, mümin kadınları orada devamlı kalmak üzere, altında ırmaklar akan cennetlere koysun ve onların kötü fiillerinin üstünü örtsün. Bu Allah katında(Allah için)büyük bir kazançtır.

6.Erkek olsun, kadın olsun, Allah hakkında kötü zan besleyen münafıkları ve müşrikleri de cezalandırsın. Kötülük ve belâ çemberi asıl onların boyunlarına geçmiştir. Allah onlara gazap etmiş, kendilerini lânetlemiş ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!

7.Göklerin ve yerin askerleri yalnızca Allah’a aittir; O sonsuz güç ve hikmet sahibidir.

8-9.Allah’a ve peygamberine iman edesiniz, onu destekleyip büyüklüğü karşısında eğilesiniz ve akşam sabah onu tenzih ederek anasınız diye seni, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir.

10.Sana yeminle bağlılık sözü verenler gerçekte bu sözü Allah’a vermiş oluyorlar, Allah’ın eli onların elleri üzerindedir. Bu sebeple kim Allah’a verdiği ahtı bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Allah’a verdiği sözün gereğini yerine getirene ise Allah yakında büyük ödül verecektir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

NİSÂ SURESİ (152-176. AYETLER)

Sure Hakkında:

İndiği Yer; Medine 

İniş sırası: 92, 

Âyet sayısı 176 dır. Surenin tek ismi vardır. O da kadınlar(manasına gelen) “En-Nisâ” dır. Sure akrabalık bağında belirleyici rol oynayan ana rahmine atıfta bulunarak başlamış, akraba arasındaki miras hükümlerini düzenleyen bir âyetle son bulmuştur. Arada ise bir çok âyet kadınlar ile ilgili hükümler, açıklamalar ve değerlendirmeler getirmiştir. Bu durumda sure adını muhtevasından almaktadır. Kur’ân-ı Kerim de “Kadınlar” adlı bir surenin bulunması, onlar için  bir onurlandırma, daha önce hep ikinci planda tutulmuş ve hakları verilmemiş kadınlarla ilgili-büyük ölçüde Medine döneminde gerçekleştirilen-inkılabın bir sembolü ve işareti olarak ta değerlendirilebilir.

Türkçe Meâli 152-175. Âyetler

152.Allah’a ve peygamberlerine iman edip onlardan hiçbirini diğerinden ayırmayanlara gelince; İşte Allah bir gün onlara mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.

153.Ehl-i Kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar bundan daha büyüğü Musa’dan istemişler, “Bize Allah’ı apaçık göster.” Demişlerdi de bu haksızlık davranışları yüzünden onları hemen yıldırım çarpmıştı. Bilâhare kendilerine apaçık deliller geldikten sonra buzağıyı(tanrı) edindiler; Biz bunu da affettik ve Musa’ya apaçık bir delil verdik.

154.And içmeleri sebebiyle (sözleşmeyi desteklemek ve önemine dikkat çekmek için) dağı başlarına diktik ve onlara “Baş eğerek kapıdan girin.” Dedik: Onlara “Cumartesi günü sınırı aşmayın” dedik; Kendilerinden sağlam söz aldık.

155.Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve “Kalplerimiz kılıflanmıştır.” Demeleri sebebiyle dahası inkârların sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur .Pek azı müstesna artık iman etmezler.

156.Birde inkar etmelerinden ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından;

157. “Allah elçisi Meryem oğlu İsâ mesih’i öldürdük.” Demeleri üzerinden… Hâlbuki onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler; (Başkası ona benzer kılındığı için) şüphe içine düşürüldüler. Onun hakkında ihtilafa düşenler bu konuda tam bir kararsızlık içerisindedirler. Bu hususta zanna uyma dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmemişlerdir.

158.Bilakis Allah onu kendine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

159.Ehl-i Kitap’tan her biri ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir; O da kıyamet gününde onlara şahit olacaktır.

160-161.Yahudilerin zulmü sebebiyle, birde pek çok kimseye Allah yolunda engellemeleri, kendilerine yasaklandığı halde faizi almaları  ve haksızlıkla insanların mallarını yemeleri yüzünden önceden helal kılınan temiz ve iyi eşleri onlara haram kıldık ve içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.

162.Onlar arasında ilimde  derinleşmiş olanlarla müminler-ki bunlar sana indirilene ve senden önce indirilmiş olana iman ederler- namaz kılanlar, zekat verenler, Allah’a ve âhiret gününe inananlar başkadır. İşte onlara pek yakında mükafat vereceğiz.

163.Biz Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve İbrâhim’e,İsmâil’e,İshak’a,Yâ’kub’a,Torunlara,İsâ’ya,Eyyub’a,Yunus’a,Harun’a,Süleyman’a vahyettik Davud’a da Zebur’u verdik.

164.Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah, Musâ ile gerçekten konuştu.

165.Müjdeleyen ve uyaran peygamberler gönderdik ki, insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı tutunacak bir delilleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.

166.Fakat Allah sana indirdiğine, onu ilmiyle(ilminin bir eseri olarak) indirdiğine şahitlik eder; Meleklerde şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah yeterlidir.

167.İnkâr eden ve Allah yolundan alıkoyanlar şüphesiz doğru yoldan çok uzaklaşmıştırlar.

168-169.İnkâr edenleri ve hakkı gözetmeyenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları, içinde ebedi olarak kalacakları cehennem yolundan başka bir yola da yönlendirecek değildir. Bu da Allah için çok kolaydır.

170.Ey insanlar! Peygamber Rabbinizden size gerçeği getirdi. Şu halde kendi iyiliğinize olarak iman edin. Eğer inkar ederseniz bilin ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah sınırsız ilim ve hikmet sahibidir.

171.Ey Ehl-i Kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçek olandan başkasını söylemeyin, Meryem oğlu İsâ Mesih ancak Allah’ın elçisidir, Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı kelimesidir ve ondan bir ruhtur. Şu halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “Üçtür” demeyin, bundan vazgeçin; Hakkınızda hayırlı olan budur Allah ancak bir tek ilahtır. O çocuğu olmaktan münezzehtir, Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. Güvenmek ve Dayanmak için Allah yeter.

172.Ne Mesih Allah’ın bir kulu olmaktan geri durur ne de yakın melekler. Büyüklenerek ona kulluktan geri duranların hepsini Allah, yakında huzuruna toplayacaktır.

173.İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara Allah ecirlerini tam olarak verecek ve lütfundan onlara daha fazlasını ihsan edecektir. Kulluğundan yüz çevirenlere ve kibirlenenlere gelince, onlara acı bir şekilde azap edecektir; Bunlar kendileri için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabileceklerdir.

174.Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

175.Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları, kendinden bir rahmet ve lütuf içine daldıracak ve onları kendine ulaştıran dosdoğru bir yola iletecektir.

176. Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor: Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kız kardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Eğer (ölen) kız kardeşin çocuğu yoksa erkek kardeş de ona vâris olur. Kız kardeşler iki tane olursa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş varsa, erkeğin hakkı iki kadın payı kadardır. Yanılmayasınız diye Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 136-151. Âyetler

136.Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberlerine indirdiği kitaba ve daha önceki indirdiği kitaba iman edin. Allah’ın melekleri kitapları, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr eden kişi iyice sapmıştır.

137.İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak ne de onları doğru yola iletecektir.

138.Münafıklara haber ver ki, onlar için acı bir azap vardır!

139.Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.

140.O size kitapta şunu indirmiştir: Allah’ın âyetlerini inkâr edildiğini yahut onların alaya alındığını işittiğimiz zaman, onlar başka bir söze geçmedikçe kendileriyle beraber oturmayın; Aksi taktirde şüphesiz siz de onlar gibi olursunuz. Allah elbette münafıkların ve kâfirlerin tamamını cehennemde bir araya getirecektir.

141.Sizi gözetleyip duranlar; Eğer size Allah’tan bir zafer nasip olursa, “Sizinle beraber değil miydik?” derler. Kâfirler kazançlı çıkarsa (bu defa onlara) “Üzerinize kol kanat gerip müminlerden sizi korumak mı?” derler. Artık kıyamet gününde Allah aranızda hükmedecek ve kâfirlere,müminler aleyhinde asla yol vermeyecektir.

142.Münafıklar Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar. Hâlbuki Allah onların oyunlarını kendi başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler.

143.Arada bocalayıp duruyorlar; Ne onlara, ne bunlara! Allah’ın şaşırttığı kimseye asla bir yol bulamazsın.

144.Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin. Allah aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

145.Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar; Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsınız.

146.Ancak tövbe edip hallerini düzeltenler, Allah’a sımsıkı bağlanıp dinleyeni yalnızca ona özgü kılanlar başkadır. İşte bunlar müminlerle beraberdirler ve Allah müminlere ileride büyük bir mükafat verecektir.

147.Eğer siz iman eder ve şükrederseniz Allah size niçin azap etsin? Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.

148.Allah kötü sözün açığa vurulmasını sevmez; Ancak haksızlığa uğrayan başka. Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir.

149.Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz şüphesiz Allah’ta ziyadesiyle affedicidir; O her şeye kâdirdir.

150-151.Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyenler, “Bir kısmına inanırız ama bir kısmına inanmayız” diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte gerçek kâfirler bunlardır ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 120-135. Âyetler

120.Şeytan onlara durmadan vaat eder, boş ümitler verir. Şeytanın onlara söz vermesi aldatmadan başka bir şey değildir.

121.İşte onların yeri cehennemdir, ondan kaçıp kurtulacak bir yerde bulamayacaklardır.

122.İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar,içinde ebedi kalmak üzere,altında ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah bunu hak bir söz olarak vaat etti. Söz bakımından Allah’tan daha doğru kim olabilir!

123.Ne sizin kuruntularınız ne de Ehl-i kitabın kuruntuları…Kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görür ve kendisi için Allah’tan başka bir dost yada bir yardımcı da bulamaz.

124.Erkek olsun, kadın olsun her kim iman etmiş olarak dünya ve âhiret için yararlı iyi işler yaparsa işte onlar da cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.

125.İşini güzel yaparak kendini Allah’a veren ve İbrâhim’in, Allah’ı bir tanıyan dinine tâbi olan kimselerden kimin dini daha güzel olabilir! Ve Allah İbrâhim’i dost edinmiştir.

126.Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır ve Allah her şeyi kuşatmaktadır.

127.Senden kadınlar hakkında açıklama istiyorlar. De ki :“Onlara ait hükmü, Allah ve kitapta size okunan âyetler açıklıyor; Onlar için yazılarını kendilerine vermediğimiz, nikâhlamak da istemediğiniz yetim kadınlar hakkında, çaresiz çocuklar hakkında, yetimlere âdil davranmanız hususunda size okunup duran âyetler (açıklıyor).İyilik olarak ne yaparsanız şüphesiz Allah onu eksiksiz bilmektedir.

128.Eğer bir kadın kocasının kötü muamelesinden yahut yüz çevirmesinden endişe ederse aralarında bir uzlaşmaya varmalarında onlara günah yoktur ve sulh hayırlıdır. Nefislerde cimriliğe meyillidir. Eğer güzel davranır ve Allah’a itaatsizlikten sakınırsanız bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

129.Her ne kadar üzerine düşseniz de kadınlar arasında âdil davranmaya güç getiremezsiniz; Bari birine büsbütün kapılıp ta diğerini askıda imiş gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a itaatsizlikten sakınırsanız bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, engin rahmet sahibidir.

130.Eğer karı koca ayrılırsa Allah bol rızkından onların ihtiyaçlarını giderir. Allah’ın lütfu geniştir, hikmeti sonsuzdur.

131.Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size kesinlikle “İtaatsizlikten sakının.” Diye emredilmiştir. Eğer inkâra saparsanız biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O her türlü övgüye lâyıktır.

132.Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Güvenmek için Allah yeter.

133.O isterse -ey insanlar!-sizi toptan yok eder ve yerinize başkalarını getirir. Allah’ın gücü kesinlikle buna yeter.

134.Dünya mükâfatını isteyenler bilsinler ki Allah nezdinde hem dünya hem âhiret mükâfatı vardır. Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.  

135.Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine de olsa adaletten asla ayrılmayın, Allah için şahitlik eden kimseler olun(insanlar)zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha hayırlıdır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 103-119. Âyetler

103. Namazı bitirince de ayakta iken, otururken ve  yatarken Allah’ın. Güvenlik içinde olduğunuzda namazı gerektiği gibi kılın; Şüphe yok ki namaz müminler üzerine vakitleri belli bir ödevdir.

104. Düşman topluluğunu takip hususunda gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan, onların beklemedikleri şeyleri umup bekliyorsunuz. Allah her şeyi bilmektedir ve hikmet sahibidir.

105.İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiğine göre  hükmedesin diyor hakkı içeren kitabı sana indirdik; hainlerden taraf olma!

106.Allahtan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok yargılayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir.

107.Kendilerine hıyanet edenleri savunma. Çünkü Allah, hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez.

108.İnsanlardan gizlerler de -razı olmadığı sözü geceden kurup düzdüklerinde yanlarında olan- Allah’tan gizleyemezler. Allah onların bütün yapıp ettiklerini kuşatmaktadır.

109.Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz; Ama kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak yahut onlara  kim vekil olacak

110.Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse Allah’ı çok yargılayıcı ve esirgeyici bulacaktır.

111.Kim bir günah işlerse onu ancak kendi aleyhine işlemiş olur. Allah her şeyi bilmektedir, büyük hikmet sahibidir.

112.Kim de bir hata veya günah işler, sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa şüphesiz ağır bir iftira suçunu ve apaçık  bir günahı yüklenmiş olur.

113.Allah’ın sana lütfu ve esirgemesi olmasaydı onlardan bir güruh seni yanıltmaya yeltenmişti; Hâlbuki onlar ancak kendilerini saptırırlar. Sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş bilmediğini sana öğretmiştir. Sana Allah’ın lütfu gerçekten büyük olmuştur.

114.Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Ancak biz sadaka verilmesini yahut bir iyilik yapılmasını ya da insanların arasının düzeltilmesini isteyenler müstesnadır. Kim Allah’ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa biz ona ileride büyük bir karşılık vereceğiz.

115.Yolun doğrusu kendine apaçık belli olduktan sonra Resülullah’a karşı çıkan ve müminlerin yolundan başkasını izleyen kimseyi saptığı yönde bırakırız ve onu cehenneme atarız. Orası varılacak ne kötü bir yerdir.

116.Allah,kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, ondan başkasını dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan büsbütün sapıtmıştır.

117.Onlar Allah’ı bırakıp ancak bir takım dişi putlardan medet umuyorlar; Başkasından değil, isyankâr şeytandan dilekte bulunuyorlar.

118-119.Allah şeytanı lânetlemiştir, o da “Kullarından belli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara kaptıracağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar,emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler” demiştir. Allah’ı bırakıpta şeytanı dost edinen kimse elbette apaçık bir ziyana düşmüş olur.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 92-102. Âyetler

92.Yanlışlıkla olması dışında, bir mümini bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin mümin bir köle âzat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir; Anca ölenin ailesi diyeti bağışlarsa o başka. Öldürülen, mümin olmakla birlikte size düşman olan bir topluluktan ise mümin bir köle âzat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda anlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine teslim edilecek bir diyet vermek ve mümin bir köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilmektedir, hikmet sahibidir.

93.Kim de bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde devamlı kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiş,onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

94.Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selâm verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek “Sen mümin değilsin” demeyin; Çünkü Allah katında sayısız ganimetler vardır. Daha önceleri sizde böyleydiniz. Derken Allah size lütufta bulundu. Bu sebeple iyi anlayıp dinleyin. Hiç şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

95.Müminler-özür sahibi olanlar dışında-oturup kalkanlar, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihat etmekte olanlara eşit olamazlar. Allah, malları ve canları ile cihat edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah bütün müminlere o güzel geleceği vaat etmiştir ama mücahitleri-çok büyük bir karşılıkla- oturanlardan üstün kılmıştır.

96.(Bu karışıklık,) O’ndan gelen rahmet, günahların örtülmesi ve üstünlük dereceleridir. Zaten Allah hep günahları örtmekte ve rahmeti ile muamele etmektedir.

97.Kendilerine yazık etmekte iken hayatlarını sona erdirdikleri kimselere melekler “Ne işte idiniz?” dediler,(Onlar) “O yerde zayıf görülenlerden idik” cevabını verdiler. Melekler ise “Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onların barınağı cehennemdir ve orası gidilecek ne kötü bir yerdir!

98.Erkekler,kadınlar ve çocuklar içinden zayıf sayılanlar(yani)çaresiz kalanlar ve hiçbir kurtuluş yolu bulamayanlar müstesnadır.

99.İşte bunları, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, günahları bağışlayıcıdır.

100.Allah yolunda hicret eden kimse yer yüzünde gidecek birçok uygun yer ve imkân bulacaktır. Kim Allah ve Resulü uğrunda hicret ederek yurdundan çıkarda sonra ölüm onu yolda yakalarsa artık onun mükâfatını vermek Allah’a aittir; Allah daima günahları örtmektedir, engin rahmet sahibidir.

101.Yer yüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin sizi gâfil avlamalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

102.Sende içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun, silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secde ettiklerinde ötekiler arkanızda olsunlar, sonra henüz namazlarını kılmamış bulunan(bu)bölük gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve bunlar da ihtiyat tedbirlerini ve silâhlarını alsınlar kâfirler isterler ki, siz silâhlarınızdan ve eşyanızdan gâfil(uzak ve unutmuş) olasanız da üzerinize ansızın bir baskın yapsınlar! Eğer yağmur yüzünden bir zarar görürseniz veya hasta olursanız silâhlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Yine de ihtiyat tedbirinizi alın! Allah elbette kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 76-91. Âyetler

76.İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise bâtıl dava uğrunda savaşırlar. Şu halde şeytanın dostlarına karşı savaşın şüphe yok ki şeytanın planı(tuzağı) daima zayıftır.

77.Kendilerine, “Elinizi savaştan çekin. Namazı kılın ve zekâtı verin” denilen kimseleri görmedin  mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca birde gördüm ki, içlerinden bir grup Allah’tan korkar gibi hatta daha fazla bir korkuyla insanlardan korkuyorlar da, “Rabbimiz! Savaşı bize ne için yazdın, bizi yakın bir süreye kadar bıraksan olmazmıydı?” diyorlar. Onlara de ki: “Dünya menfaati önemsizdir. Allah’tan korkanlar için âhiret daha hayırlıdır. Ve size zerre kadar haksızlık edilmez.”

78.Nerde olursanız olun ölüm sizi yakalar; Sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa “Bu Allah’tan” derler, başlarına bir kötülük gelince de “Bu senden” derler. “Hepsi Allah’tandır” de.Ne oldu bu adamlara ki bir türlü sözü anlamıyorlar!

79.Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; Şahit olarak ta Allah yeter.

80.Resülullah’a itaat eden Allah’a itaat etmiş olur, yüz çevirenlere gelince seni onlara bekçi olarak göndermedik.

81. “İşimiz itaat” diyorlar, yanından ayrılınca da elçilerinden bir grup içinden, senin söylediğinin tersini kuruyor, Allah da onların içlerinden kurduklarını kaydediyor sende bunlardan yüz çevir ve Allah’a güven,(güvenilecek) vekil olarak Allah yeter.

82.Kur’an’ı inceleyip düşünmüyorlar mı? Eğer Allah’tan başka birinden gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık ve çelişki bulurlardı!

83.Kendilerine güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu yayıyorlar. Hâlbuki onu Resülullah’a ve aralarından yetki sahibi kimselere götürseler bile, içlerinden haberin mana ve maksadını çıkarabilenler şüphesiz onu anlarlardı. Size Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, ağzınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.

84.Şu halde Allah yolunda savaşın. Sen ancak kendinden sorumlu olursun. Müminleri de teşvik et. Allah, inkâra sapanların gücünü kıracaktır. Allah’ın gücü daha çetin, cezası daha şiddetlidir.

85.Kim güzel bir şefaatte bulunursa ondan kendisi için bir nasip olur; Kimde kötü bir işe aracılık ederse onunda buna denk bir payı olur. Allah her şeyi koruyup hakkını vermektedir.

86.Size bir selâm verildiğinde ya daha güzeli ile veya dengi ile cevap verin. Allah her şeyin hesabını tutmaktadır.

87.Allah-ki,kendisinden başka tanrı yoktur-elbette kıyamet günü hepinizi huzuruna toplayacaktır, bunda hiçbir kuşku yoktur. Sözce Allah’tan daha doğru kim vardır!

88.Size ne oluyor da münafıklar hakkında ikiye bölünüyorsunuz? Hâlbuki kendileri hak ettikleri için Allah onları küfre geri çevirmiştir. Allah’ın saptırdıklarını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah’ın saptırdıkları için asla doğruya yol bulamazsınız.

89.Kendileri nasıl inkâr etmişlerse sizin de öyle inkâr etmenizi, böylece onlara eşit ve benzer hale gelmenizi isterler.(İman edip)Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün; Hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin.

90.Ancak kendileriyle aranızda anlaşma bulunan bir toplumla ilişki içinde olanlar yahut sizinle de kendi kavimleri ile de savaşmayı içlerine sindiremeyip size sığınanlar müstesna. Allah dileseydi onları başınıza belâ ederdi de sizinle mutlaka savaşırlardı. Artık onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilirler de sizinle savaşmazlar ve size barış teklifi ederlerse Allah size, onların aleyhine bir yola girme hakkı vermemiştir.

91.Bunlardan başka hem sizden hem de kendi topluluklarından yana güvende olmak isteyen kimseleri de bulacaksınız. Bunlar ne zaman fitneye yönlendirilirseler hemen dönüp ona dalarlar; Bu sebeple sizden uzak durmaz, size barışcıl davranmaz ve yakanızdan ellerini çekmezlerse onları hemen yakalayın, ele geçirdiğiniz yerde öldürün. İşte onlar hakkında size apaçık bir yetki vermiş olduk.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 60-75. Âyetler

60.Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Onu tanımamaları kendilerine emredildiği halde tâğutun önünde mahkemeleşmek istiyorlar. Şeytanda onları büsbütün saptırmanın yollarını arıyor.

61.Onlar, “Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelen” denildiği zaman münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.

62.Öyle nasıl olurda önceden yapıp ettikleri yüzünden başlarına bir felâket gelince hemen “Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmak istedik” diye yemin ederek sana gelirler!

63.Onlar,kalplerindekini Allah’ın bildiği kimselerdir. Onlara aldırma, kendilerine öğüt ver ve onlara durumları hakkında tesirli söz söyle.

64.Biz her bir Peygamber, Allah’ın izniyle, ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, Peygamberde onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.

65.Hayır,Rabbine and olsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonrada verdiği hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu kabullenmedikçe ve boyun eğip teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

66.Eğer onlara kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkarın diye emretmiş olsaydık, pek azı müstesna bunu yapmazdı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için hem daha hayırlı hem de (imanları için) daha sağlamlaştırıcı olurdu.

67.O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük bir mükâfat verirdik.

68.Ve onları dosdoğru bir yola iletirdik.

69.Kim Allaha ve peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve sâlih kimselerle beraberdirler; Bunlar ne güzel arkadaşlardır!

70.Bu lütuf Allah’tandır; Bilen olarak Allah yeter.

71.Ey iman edenler! Tedbirinizi alında savaşa ya ayrı bölükler halinde çıkın veya hep birlikte çıkın.

72.İçinizden bazıları vardır ki, pek ağırdan alır. Eğer başınıza bir felâket gelirse  “Allah yüzüme baktı da onlarla beraber bulunmadım” der.

73.Eğer Allahtan size bir lütuf erişirse, sanki sizinle onun arasında bir yakınlık olmamış gibi, “Keşke onlarla beraber olup bende büyük bir kazanç elde etseydim” der.

74.O halde, dünya hayatını Âhiret karşılığında  satanlar Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşırda öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.

75.Size ne oldu da Allah yolunda ve “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!” diyen çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 41-59. Âyetler

41. Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve senide onlara şahit tuttuğumuz zaman halleri nice olacak!

42.Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün, Allah’tan hiçbir haberi gizleyemez hale düşerek yerin altında kaybolmayı temenni ederler.

43.Ey iman edenler, siz sarhoş iken ne söylediğinizi bilmeyeceğe kadar, cünüp iken de yolcu olan müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculuk halinde bulunursanız yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse yada kadınlara dokunup da bu durumlarda su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelin(teyemmüm edin); Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.

44.Kendilerine kitaptan nasip verilenleri görmüyor musunuz? Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar.

45.Allah düşmanlarınızı daha iyi bilir. Gerçek bir dost(veli) olarak Allah yeter, bir yardımcısı olarak ta Allah kâfidir.

46.Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden saptırıyorlar.Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik ve Karşı Geldik; Dinle, dinlemez olası râinâ” diyorlar. Eğer onlar “Dinledik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı ; Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.

47.Ehl-i Kitap! Bir takım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden yahut cumartesi yasaklarını çiğneyen kimseleri lânetlediğimiz gibi onları da lânetlemeden önce, sizdekini doğrulamak üzere indirdiğimiz kitaba iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.

48.Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; Bundan başkasını dilediği kimse hakkında da bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.

49.Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin? Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve kimseye kıl payı kadar haksızlık edilmez.

50.Bak,nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar! Apaçık bir günah olarak bu yeter,

51.Kendilerine kitaptan nasip verilenleri görmedin mi? Putlara ve Bâtıla iman ediyorlar, sonra da kâfirler için “Bunlar Allaha iman edenlerden daha doğru yoldadır.” Diyorlar.

52.Bunlar Allah’ın lânetlediği kimselerdir. Allah’ın rahmetinden uzaklaştırdığı kimseye yardımcı bulamazsın.

53.Yoksa onların mülkten bir nasiplerimi var? Öyle olsaydı insanlara zerre miktarı bir şey vermezlerdi.

54.Oysa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeylerden dolayı insanlara haset mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna da kitabı ve hikmeti veren ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.

55.Onlardan bir kısmı İbrahim’e inandı, kimi de ona yüz çevirdi; Kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

56.Şüphe yok ki ayetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; Onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka yenisiyle değiştiririz ki acıyı duysunlar. Allah daima üstündür ve hikmet sahibidir

57.İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlarda, içinde ebediyen kalmak üzere, altında ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu bir gölgeliğe alacağız.

58.Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah  size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi  görmektedir.

59.Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin sizden olan ülü’l-emre de. Eğer bir hususta bir anlaşmazlığa düşerseniz Allaha ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlı hem de en güzelidir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 26-40. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

26.Allah size bilmediklerinizi açıklamak ve sizi, sizden öncekilerin yollarına iletmek, günahlarınızı bağışlamak istiyor. Allah hakkı ile bilmektedir, hikmet sahibidir

27.Allah sizin tövbelerinizi kabul etmek ister; Nefsani arzularına uyanlar ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.

28.Allah yükünüzü hafifletmek ister; Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.

29.Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dışında mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.

30.Kim haddi aşarak ve haksızlığa saparak bunu yaparsa onu ateşe koyacağız. Ve bu Allah’a çok kolaydır.

31.Eğer size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi değerli bir yere koyarız.

32.Allahın size birbirinizden üstün kıldığı şeyleri iç çekerek arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınlarında kazandıklarından nasipleri var. Allah’ın lütfundan isteyin; Şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir.

33.Anne,baba ve akrabanın geride bıraktıklarından her biri için yakın varisler belirledik. Anlaşma yoluyla yakınlık bağı kurduğunuz kimselered e paylarını verin. Bilin ki Allah her şeyi görmektedir.

34.Allahın(iki cinse) birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkardır; Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar(evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları döğün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir büyüktür.

35.Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Düzelmek isterlerse Allah aralarını bulur; Şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberi olandır.

36.Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez.

37.Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.

38.Ve bunlar Allaha ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarf edenlerdir. Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o ne kötü bir arkadaştır!

39.Allaha ve ahiret gününe iman edipte Allah’ın kendilerine verdiğinden harcasalardı ne olurdu sanki! Allah onların durumunu hakkı ile bilmektedir.

40.Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez; O zerre, bir iyilik ise onu katlar, kendi katında da büyük mükafat verir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 13-25. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allahın adıyla…

13. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allaha ve peygamberine itaat ederse Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Orada devamlı kalıcıdırlar; İşte büyük kazanç budur.

14.Kim de Allaha ve peygamberine itaatsizlik eder ve sınırlarını aşarsa Allah ona, devamlı kalacağı bir ateşe sokar, onun için alçaltıcı bir azap vardır.

15.Kadınlarınızdan çirkin fiilde bulunanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun.

16.İçinizden bu çirkin fiili işleyen ikilinin canlarını yakın eğer tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse artık onlara eziyet etmekten vazgeçin ; Çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden, çok esirgeyendir

17.Allahın kabul edeceği tövbe, ancak bilmeden kötülük edipte sonra tez elden pişmanlık getirenlerin tövbesidir; İşte Allah bunların tövbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

18.Yoksa kötülükleri yapıp yapıp ta içlerinden birine ölüm gelip çattığında “Ben şimdi tövbe ettim” diyenlerle kâfir olarak ölenler için kabul edilecek tövbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlanmıştır.

19.Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmek için evlenme ve boşanma konusunda onlara engel çıkarmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, Allah’ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.

20.Eğer bir eşi bırakıp ta yerine bir eş almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermiş olsanız dahi onlardan hiçbir şey geri almayın. Siz onu, iftira ederek ve apaçık günah işleyerek mi geri alacaksınız?

21.Birbirinizle beraber olduğunuz halde, üstelik onlar sizden sapasağlam bir sözde almışken onu geri mi alacaksınız?

22.Geçmişte olanlar bir yana babalarınızın nikahladığı kadınlarla evlenmeyin; Çünkü bu bir edepsizliktir, iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur.

23.Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, sizi emziren anneleriniz, süt bacılarınız, eşlerinizin anneleri, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla birleşmiş değilseniz(nikah ortadan kalktığında) kızlarını almanızda size bir sakınca yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almakta size haram kılındı; Ancak geçen geçmiştir, Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

24.Elinizin altında bulunan cariyeler müstesna, evli kadınlarda size haram kılındı. Allah’ın size emri budur. Bunlardan başkasınız, iffetli yaşamak ve zina etmemek kaydıyla, mallarınızla (mehir ile) istemeniz size helal kılındı. Onlarla karı koca ilişkisi yaşamanıza karşılık kararlaştırılmış olan Mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

25.İçinizden mümin ve her hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan mümin cariye kızlarınızdan alsın. Allah sizin imanınızı dahi iyi bilmektedir. Birbirinizden türeyip gelmektesiniz. Öyleyse iffetli yaşamaları, zina etmemeleri, gizli dost tutmamaları şartıyla ve ailenin de izniyle onları nikahlayıp alın, Mehirlerini de adete uygun olarak verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınların cezasının yarısı gerekir. Bu (câriye ile evlenmek), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir; sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 1-12. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

1.Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondanda eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlikten sakının. Adını anarak birbirinizden dilek ve istekte bulunduğunuzu Allaha saygısızlıktan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.

2.Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değiştirmeyin, onların mallarını kendi malınıza katarak yemeyin; Zira bu büyük bir günahtır.

3.Yetimlerin hakkını riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan cariye ile yetinin; Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

4.Kadınlara Mehirlerini borcunuzu öder gibi verin. Eğer onun bir kısmını size gönül rızasıyla verirlerse onu da afiyetle yiyin.

5.Allahın geçiminize dayanarak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel şeyler söyleyin.

6.Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri deneyin; Eğer onlarda akıllıca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin, büyüyecekler de mallarını alacaklar diye o malları israf ile ve tez elden yiyip tüketmeyin. Zengin olan(veli) yetim malına tenezzül etmesin, yoksul olan da kararınca yesin mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun ; Hesap sorucu olarak ta Allah yeter

7.Anne babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere pay vardır; Yine anne babanın ve akrabanın bıraktıklarından kadınlarada pay vardır; Azından çoğundan,belli pay.

8.(Vâris olmayan) Yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunurlarsa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.

9.Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları taktirde korkacak olanların(başkalarının yetimleri içinde) kalpleri sızlasın; Allahtan sakınsın ve doğru söz söylesinler.

10.Yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş dolduruyorlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe girecekledir.

11.Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe,2 kadın payı kadar(vermenizi)emreder.(Mirasçılar) İkiden fazla kadın iseler bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, Anne babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yokta anne babası ona vâris olmuşlarsa annesinin hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa annesinin payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir. Ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar, onun için alçaltıcı bir azap vardır.

12.Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra, eşleriniz sizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizde, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, annesi babası ve çocukları bulunmadığı halde malı(diğer) mirasçılara kalırsa ve bir erkek veyahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, ilim sahibidir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

MÜ’MİN(GÂFİR) SURESİ (78-85 AYETLER)

Sure Hakkında:

İndiği Yer:Mekke,Medine

İniş Sırası: 60,Âyet Sayısı 85 dir. Yaygın olarak kullanılan iki isimden Gâfir(Bağışlayan) 2. Ayette Mu’min 28.Âyette geçmektedir Mekke putperestlerinin Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaya girişmeleri inkârcı ve isyankâr tutumları, görecekleri cezalar meleklerin müminler hakkındaki duaları, Allah’ın rahmetini ve ilmini genişliği kudretinin sınırsızlığı; İlâhi hakikatleri yalanlamaya kalkışanların cezaları ve pişmanlıkları, Uhrevi adalet, HZ. Musa ile Firavunun ve onu izleyenler arasında mücadele, Allah’ın birliğini tanıtıp yalnız ona ibadet edilmesi, öldükten sonra tekrar dirilmenin imkânı, Allah Teâlâ yaratıcı kudretinin delilleri ve insanlara verdiği nimetler surenin başlıca konularıdır.

Türkçe Meâli 78-85. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allahın adıyla…

78.Senden önce de elçiler gönderdik; Onlardan sana hayat hikâyelerini anlattıklarımız var, anlattıklarımız var. Allah’ın izni olmadıkça hiçbir elçi âyet getiremez. Allah’ın buyruğu geldiğinde artık hak yerini bulmuştur ve ilahi hakikatleri yok etmeye kalkışanlar hüsrana uğramışlardır.

79.Kimine binesiniz, kimine de yiyecek elde edesiniz diye sizin için hayvanları yaratan Allah’tır.

80.Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır. Gönüllerinizdeki bir ihtiyaca onlar üzerinde ulaşırsınız; Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.

81.Allah size kanıtlarını gösteriyor. Allah’ın kanıtlarını hangisini inkar edebilirsiniz?

82.Yeryüzünde gezip te kendilerinden önce yaşamış olanların akıbetlerini görmezler mi? Onların sayısı bunlardan daha çoktu, daha güçlülerdi, yeryüzündeki eserleri de daha sağlamdı. Yine de kazandıkları onları kurtaramadı.

83.Elçileri onlara açık seçik kanıt getirdiklerinde, sahip oldukları bilgileriyle böbürlendiler ama alay ettikleri şey onları kuşatıverdi!

84.Dehşetli cezamızı gördüklerinde, “Allah’ın birliğine inandık, ona ortak koştuğumuz şeyleri de şimdi reddetmekteyiz.” Derler.

85.Ama azabımızı gördüklerinde artık inanmaları kendilerine fayda vermeyecektir; Allah’ın kulları hakkında öteden beri uygulanan yasası böyledir. İşte o zaman artık inkarcılar hüsrana uğramıştır. 

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 62-77. Ayetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

62.İşte Rabbiniz olan Allah; Her şeyin yaratıcısı olan o dur. Ondan başka tanrı yok. Öyleyse nasıl olup ta saptırılıyorsunuz?

63.Allahın âyetlerini inatla inkâr edenler işte böyle saptırılmaktadır.

64.Yeryüzünü sizin için yerleşim alanı yapan, göğüde (üstünüze) bina eden, size şekil veren şeklinizi de güzel yapan ve sizi temiz nimetlerle rızıklandıran Allah’tır. İşte Rabbiniz olan Allah; Âlemlerin Rabbi olan Allah yüceler yücesidir.

65.O diridi, ondan başka tanrı yoktur. Şu halde içten bir dindarlık ve bağlılıkla ona dua edin hamd, âlemlerin rabbi olan Allaha mahsustur.

66.De ki: “Rabbinden bana açık kanıtlar gelince, size Allah’ın dışında dua ettiğiniz şeylere tapmam bana yasaklanmış oldu ve kendimi âlemlerin rabbine teslim etmem emredildi.”

67.Sizi toprak, sonra lutfe sonra alaka aşamalarından geçirerek yaratan o dur. Sonra o sizi bir bebek olarak hayat alanına çıkarır; Ardından güçlü çağınıza ulaşıncaya, sonrada yaşlılar haline gelinceye kadar sizi yaşatır; İçinizden bazıları bundan önce vefat eder. Sonuçta belirli bir vakte kadar yaşamaktasınız. Umulur ki(bunlar üzerine) akıl yorarsınız.

68.Yaşatanda öldürende o dur. Bir işe hükmettiğinde o konuda sadece “Ol!” der, o da oluverir.

69.Görmezmisiniz, Allah’ın âyetlerini tartışmaya kalkışanları; Gerçeklerden nasılda uzaklaştırılıyorlar!

70.Kitabım ve elçilerimize gönderdiklerimizin asılsız olduğunu savunanlar, evet onlar ileride gerçeği anlayacaklar.

71-72.O zaman boyunlarında halkalar ve zincirlerle şiddetli ateşe sürüklenirler, ardından da ateşte yakılırlar.

73-74.Sonra onlara, “Vakti ile Allah’ın dışında ilahi nitelikler yüklediğiniz şeyler şimdi nerede?” denir. “Bizi bırakıp kayıp oldular. Meğer vakti ile gerçek bir varlığa tapmıyormuşuz” derler. İşte Allah inkarcıları böyle şaşkın ve çaresiz bırakır.

75. “Bu duruma düşmenizin sebebi, dünyadayken haksız olarak böbürlenmeniz ve şımarmanızdır.

76. İçinde ebedi kalmak üzere cehennem kapılarından girin içeri!” büyüklük taslayanların kalacakları yer ne kötü!

77.Sen şimdi sabret; Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecek. Muhakkak ki biz, onlara vakti ile bildirip uyarıda bulunduğumuz şeylerin bir kısmını(ölmeden) sonra göstereceğiz,(bir kısmını da görmeden) seni vefat ettireceğiz; Ama onlarda sonunda bize dönecekler!  

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkçe Meâli 42-62. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

42.Siz bana Allah’ı inkâr etmem, hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığım şeyleri ona ortak koşmam için çağrıda bulunuyorsunuz; Ben sizi izzet sahibi, çok bağışlayıcı olan Allah’a davet ediyorum.

43.Gerçek şu ki, siz beni, bu dünyada da öteki dünyada da çağrılmaya değer olmayan bir şeye davet ediyorsunuz. Kuşku yok ki dönüşümüz Allah’adır ve hakikat çizgisinden sapanlar, işte onlar cehennemliktir.

44.Size söylediklerimi yakında hatırlayıp anlayacaksınız. Ben durumumu Allah’a havale ediyorum; Kuşkusuz Allah kullarını çok iyi görmektedir.”

45.Nihayet Allah, onların kurdukları kötü tuzaklardan bir kişiyi korudu; Firavun ailesini ise şiddetli bir azap kuşatıp yok etti.

46.Bu azap, onların sabah akşam sokulacakları ateştir. Kıyamet koptuğunda, Firavun ailesini en şiddetli azabın içine atın!” denilecek.

47.Ateşin içinde birbiriyle çekişirken zayıflar, büyüklük taslamış olanlara, “Vakti ile biz size uymuştuk, şimdi bu ateşin hiç olmazsa bir kısmından bizi kurtarabilir misiniz?” dediklerinde;

48.Büyüklük taslayanlar şöyle cevap verirler; “Doğrusu hepimiz onun içindeyiz; Artık Allah, kulları arasında hükmünü vermiştir.”

49.Ateşte bulunanlar cehennemdeki görevlilere, “Rabbinize dua edin de bir günlüğüne olsun azabımızı hafifletsin” diye seslenirler.

50.Görevliler, “Peygamberleriniz size açık kanıtlar getirmemiş miydi?” diye sorarlar. “Evet, getirmişti” cevabını verirler. O zaman görevliler, “Yalvarın durun şimdi; Ama inkarcıların yalvarmaları boşunadır” derler.

51.Elbette biz, hem dünya hayatında hem de şahitlerin hazır bulunacağı günde elçilerimize ve inanmış kişilere yardım ederiz.

52.O gün zalimlere mazeretlerinin hiçbir faydası olmaz. Lânet onlarındır, kalınacak yerin en kötüsü de onlar içindir.

53-54.And olsun biz Musâ’ya hidayet vermiş; İsrâiloğullarını da akıl iz’an sahipleri için bir yol gösterici ve hatırlatıcı olmak üzere(gelen)kitaba mirascı kılmıştık.

55.(Resulum!) Sen şimdi sabret, çünkü  Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşir; Günahının bağışlanmasını iste ve sabah akşam rabbini hamd ile tespih et.

56.Ellerinde hiçbir kesin delil olmadan Allah’ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlara gelince, onların içlerindeki, hedefine asla ulaştıramayacakları bir büyüklenme duygusundan başka bir şey değildir. Öyleyse sen Allaha sığın; Kuşkusuz her şeyi işiten, gören yalnız o dur.

57.Göklerin ve yerin yaratılması elbetteki insanların yaratılmasından daha büyük bir olaydır ama insanların çoğu bunu bilemez

58.Görenle görmeyen bir olmaz, iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapan ile kötülük yapanda bir değildir ne kadar kıt düşünüyorsunuz!

59.Kıyametin vakti mutlaka gelecek, bunda kuşku yok! Ama insanların çoğu buna inanmıyor.

60.Rabbimiz şöyle buyurdu; Bana dua edin duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler, aşağılanmış olarak cehenneme girecektir!

61.İçinde dinlenesiniz diye geceyi, aydınlatsın diye gökyüzü yaratan Allah’tır. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkârdır, ama insanların çoğu şükretmez.

62.İşte rabbiniz olan Allah; Her şeyin yaratıcısı olan o dur ondan başka tanrı yok. Öyleyse nasıl olup ta saptırılıyorsunuz?

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

MÜ’MİN(GÂFİR) SURESİ (21-41 AYETLER)

Türkçe Meâli 21-41. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

21.Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nice olduğunu görmediler mi? Onlar, güçleri ve yeryüzünde bıraktıkları eserler itibari ile bunlardan daha üstün idiler.

22.Bunun sebebi, peygamberleri ona açık seçik kanıtlar getirdiklerinde bunları inkâr etmeleriydi. İşte bunun için Allah onları yakalayıp cezalandırdı. Çünkü o güçlüdür, cezası çok çetindir.

 23-24. Andolsun ki biz Musâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir kanıtla Firavun, Hâmân ve Kârun’a gönderdik; Ama onlar, “O bir yalancı, bir sihirbaz!” dediler.

25.Musâ,katımızdan verilmiş hakikati getirdiğinde, “Onunla birlikte olan inanmış kişilerin oğullarını öldürün, kızlarını diri bırakın!” dediler. Oysa inkârcıların tuzağı hep boşa çıkmıştır.

26.Firavun,“Bırakın beni de şu Musâ’yı öldüreyim! Tanrısına yalvarsın bakalım (kurtulabilecek mi) ! Çünkü onun, dinimizi değiştirmesinden yahut ülkede huzursuzluk çıkarmasından  kaygı duyuyorum” dedi.

27.Musâ ise, “Hesap gününe inanmayan her kibirli kişinin şerrinden, benim ve sizin rabbiniz olan Allaha sığınırım!” dedi.

28.Firavun ailesinden olup imanını gizleyen bir mümin kişi şöyle dedi: “Adamı, Rabbim Allah’tır dediği için öldürecek misiniz ? Oysa o size Rabbinizden âyetler getirmiştir. Eğer yalancı biri ise yalanı kendi zararınadır; Ama eğer doğru söylüyorsa size bildirip uyardığı şeyin bir kısmı başınıza gelecektir. Hiç kuşku yok ki Allah, aşırılığa sapmış, yalancı kimseyi doğru yola ulaştırmaz.

29.Ey benim Kavmim! Bugün ülkede hakimiyeti elinde bulunduran bir toplum olarak hükümranlık sizindir. Ama eğer Allah’ın cezası başımıza gelirse O’na karşı bize kim yardım edebilir?” Firavun ise, “Ben sadece kendi bilip gördüğümü size gösteriyorum ve size yalnızca doğru yola yöneltiyorum”. dedi.

30.İnanan kişi de şöyle dedi: “Ey Kavmim! Doğrusu vakti ile(Peygamberlerine karşı) gruplar oluşturulmuş eski toplulukların yaşadıkları felaketlerin benzerinin sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum

31.Nuh Kavmini, Âd, Semud ve onlardan sonrakilerin durumu gibi. Allah asla kulları için zulmü istemez.

32.Ey kavmim! Sizin hakkınızda, insanların çığrışacağı günden korkuyorum.

33.Öyle bir gün ki, arkanızı dönüp kaçsanız ama sizi Allah tan kurtaracak hiçbir güç bulamazsınız! Allah kimi şaşırtırsa artık onu doğru yola yönlendirebilecek bir güç yoktur.

34.Daha önce Yusuf ta size açık kanıtlar getirmişti; Ama onun size getirdikleri hakkında da hep kuşku içinde oldunuz. Nihayet o vefat edince artık Allah ondan sonra kesinlikle hiçbir elçi göndermeyecek dediniz. Aşırılığa sapmış, kuşkulara boğulmuş kişiyi Allah işte böyle şaşırtır.

35.Onlar,kendilerine ulaşmış kesin bir kanıt olmadan Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaya girişirler. Bu tutum, gerek Allah yanında gerekse inananlar yanında büyük bir nefrete sebep olur.Allah, kendini beğenmiş her zorbanın kalbini işte böyle mühürler”.

36-37.Firavun, “Ey Hâmân !” dedi, “Bana yüksek bir kule inşaa et; Belki bazı yollara göklerin yollarına ulaşırım da bu sayede Musâ’nın ilahını görebilirim! Doğrusu onun bir yalancı olduğunu düşünüyorum.” İşte böylece, yaptığı çirkin iş Firavuna güzel göründü ve doğru yolu bulması engellendi. Firavunun tuzağı hüsrandan başka bir sonuç doğurmadı

38.Mümin kişi sözlerine şöyle devam etti: “Ey kavmim! Bana uyun sizi doğru yola götüreceğim.

39.Ey kavmim! Bu Dünya hayatı bir sürelik yararlanmadan ibarettir; Ahirete gelince, ebedilik yurdu işte orasıdır.

40.Kim bir kötülük yapmışsa sadece o kötülüğünün miktarınca ceza görecektir; Kim de erkek olsun kadın olsun inanmış bir kişi olarak Dünya ve Ahirete yararlı iş yapmışsa işte böyleleri de cennete girecekler, orada kendilerine hesapsız nimetler verilecektir”.

41. “Ey Kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz!”

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

MÜ’MİN(GÂFİR) SURESİ

Sure Hakkında:

İndiği Yer: Mekke,Medine

İniş Sırası: 60,Âyet Sayısı 85 dir. Yaygın olarak kullanılan iki isimden Gâfir (Bağışlayan) 2. Ayette Mu’min 28. Âyette geçmektedir Mekke putperestlerinin Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaya girişmeleri inkârcı ve isyankâr tutumları, görecekleri cezalar meleklerin müminler hakkındaki duaları, Allah’ın rahmetini ve ilmini genişliği kudretinin sınırsızlığı; İlâhi hakikatleri yalanlamaya kalkışanların cezaları ve pişmanlıkları, Uhrevi adalet, HZ. Musa ile Firavunun ve onu izleyenler arasında mücadele, Allah’ın birliğini tanıtıp yalnız ona ibadet edilmesi, öldükten sonra tekrar dirilmenin imkânı, Allah Teâlâ yaratıcı kudretinin delilleri ve insanlara verdiği nimetler surenin başlıca konularıdır.

Türkçe Meâli 1-20. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

1.Hâ-mim

2-3.Kitabın indirilişi aziz ve alim olan, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, hem cezalandırması şiddetli hem de lütfu bol olan Allah’ın katındandır. On’dan başka Tanrı yoktur, dönüş yalnız o’nadır

4.İnkâra sapanlardan başkası Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaya girişmez. Onların şehirden şehre rahat rahat dolaşabilmesi seni yanıltmasın

5.Onlardan önce Nuh’un kavmiyle onların ardından gelen çeşitli topluluklarda ilâhi gerçeği yalanlamış, her topluluk kendi peygamberlerini yakalayıp etkisiz hale getirmeye kalkışmış. Asılsız iddialarla gerçeği ortadan kaldırmak için mücadele vermişlerdi;

Sonunda onların yakalarına yapıştım. Nasılmış benim cezalandırmam, gördüler!

6.Böylece(Kavminden) inkâra sapanlar hakkında rabbinin verdiği, “Onlar artık cehennemliktir” şeklindeki hüküm gerçekleşmiş olacak

7.Arşı yüklenenler ileri onun çevresinde bulunanlar rablerini hamd ile tespih ederler, o’na iman ederler ve müminlerin bağışlanmasını dilerler: “Ey Rabbimiz! Sen, Rahmetin ve ilminle her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve yolundan gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru!”.

8. “Rabbimiz! Onları ve atalarından eşlerinden ve nesillerinden olup ta iyi yolda bulunanları kendilerine vaat ettiğin and cennetlerine kabul buyur. Kuşkusuz sen sınırsız izzet ve hikmet sahibisin”

9. “Onları kötü sonuçlardan koru. O gün sen kimi kötü sonuçlardan korumuşsan onu rahmetine mazhar kılmışsın demektir. İşte en büyük kurtuluşta budur.”

10.İnkâra sapanlara(Âhirette) şöyle seslenilecek; “Siz inanmaya çağrılıp ta inkâr ederken Allah’ın size öfkesi şimdi sizin kendinize öfkenizden kendinize öfkenizden elbette daha şiddetlidir.”

11. “Ey Rabbimiz!” diyecekler. “Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahımızı itiraf etmiş bulunuyoruz, bir çıkış yolu yok mu?”

12.Bu duruma düşmenizin sebebi şudur: Allah’ın ismi tek başına anıldığı zaman inkâra saptınız, ama o’na ortak koşulduğunda buna inandınız. Artık hüküm, yüce ve ulu olan Allah’a aittir.

13.Size işaretlerini gösteren, sizin için gökten rızık(yağmur) indiren o dur. Ama Allah’a yönelenden başkası(bundan) ders çıkarmaz.

14.Haydi , inkârcıların hoşlarına gitmemesi de içten bir dindarlıkla yalnız Allaha bağlanacak ona dua edin.

15.O’nun dereceleri yüksektir, arşın sahibidir; buluşma günü hakkında uyarıda bulunması için kullarından dilediğine iradesiyle vahyi indirir.

16.O gün onlar, Allah’a gizli kalan hiçbir şeyleri olmaksızın(kabirlerinden) çıkarlar. Bu gün hükümranlık kimindir? Elbette tek ve mutlak hükümran olan Allah’ındır!

17.O gün herkes yaptığının karşılığını bulur. O gün hiçbir haksızlık olmayacaktır; Kuşkusuz Allah’ın hesabı çok hızlıdır.

18.Yaklaşan o gün konusunda onları uyar; Çünkü dehşet içinde yutkunurlarken yürekleri ağızlarına gelmiş olacak; Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi olacaktır.

19.Allah, gözlerin kötü niyetli bakışını ve kalplerin sakladıklarını bilir.

20.Ve Allah adaletle hüküm verir; Onların Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir şeye hükmetmezler. Kuşkusuz Allah her şeyi en iyi işiten ve en iyi görendir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

YÂSİN SÛRESİ (62-83. ÂYETLER)

Sure Hakkında:

Yâsin suresi,Kuran-ı Kerim’in Kalbi olarak nitelendirilmektedir.

Mekke döneminde inmiş olup adını ilk ayette bulunan “Yâsin” kelimesinden almıştır.83 Ayetten Oluşan Yâsin suresi bir çok faziletleri ve faydaları bulunur. Müslüman alemi için mühim bir yere sahip olan Yâsin suresi ile ilgili Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(S.A.V) şöyle buyurmaktadır “Kim Yâsini okursa, Allah onun okumasına, Kurân’ı on kere okumuş gibi sevap yazar.”

Türkçe Meâli 62-83. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allahın adıyla…

62.Nitekim o şeytan sizden nicelerini saptırdı. Hiç aklınızı kullanmıyor muydunuz!

63.İşte size bildirilen cehennem bu!

64.İnkârcıkılıkta ısrar etmenize karşılık gidin oraya!

65.O gün onların ağızlarını mühürleriz; Yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayaklarıda tanıklık eder.

66.Dilesek (Dünyada da) gözlerini büsbütün kör ederdik de yolu bulmak için çabalayıp dururlardı; Ama o taktirde nasıl görebileceklerdi ki?

67. Yine dilesek oldukları yerde onların mahiyetlerini değiştirirdik de(taş gibi) artık ne ileri gidebilirler ne de geri dönebilirlerdi.

68.Kime uzun ömür verirsek onu yaratılış çizgisinde tersine çeviririz. Hiç düşünmezler mi!

69.Biz ona şiir öğretmedik; Zaten ona yaraşmazdı da. Ona vahyedilen, ancak bir öğüt ve apaçık Kur’an dır.

70.Diri olanları uyarsın ve inkârcılar hakkındaki o söz(Ceza) gerçekleşsin diye(gönderilmiştir).

71.Görmezler mi ki kendi kudretimizin eserlerinden olmak üzere onlar için sahip oldukları nice hayvanlar yarattık.

72.Bunları kendilerine boyun eğdirdik ki bir kısmı binekleridir, bir kısmınıda yerler.

73.Bunlarda kendileri için içecekler ve başkaca yararlarda vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

74.Onlar yardım göreceklerini umarak Allah’tan başka tanrılar edindiler.

75.Halbuki o sözde tanrılar kendilerine yardım edemezler, aksine kendileri onların hizmetindeki askerlerdir.

76.Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da elbette biliyoruz.

77.İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi? Oysa bak, şimdi o, açıktan açığa bize karşı duran biri olmuştur.

78.Kendi yaratılışını unutup bize örnek getirmeye kalkışıyor ve “Çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?” diyor.

79.De ki: “Onları ilk başta yararmış olan diriltecek. O yaratmanın her türlüsünü bilir.”

80.Yemyeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran o’dur; İşte ondan yakıp durmaktasınız.

81.Gökleri ve yeri yaratan Allah onların benzerini yaratmaya kâdir değil mi? Elbette öyledir. O eşsiz yaratıcıdır, her şeyi bilir.

82.Birşeyi istediğinde, onun buyruğu “Ol!” demekten ibarettir; Hemen oluverir

83.Herşeyin egemenliği kendi elinde olan Allah bütün eksiklerden uzaktır. Ve hepiniz sonunda o’na döndürüleceksiniz.

YÂSİN SÛRESİ (41-61. ÂYETLER)

Sure Hakkında:

Yâsin suresi, Kur’an-ı Kerim’in kalbi olarak nitelendirilmektedir.

Mekke döneminde inmiş olup adını ilk ayette bulunan “Yâsin” kelimesinden almıştır. 83 Ayetten Oluşan Yâsin suresi bir çok faziletleri ve faydaları bulunur. Müslüman alemi için mühim bir yere sahip olan Yâsin suresi ile ilgili Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(S.A.V) şöyle buyurmaktadır “Kim Yâsini okursa,Allah onun okumasına, Kurân’ı on kere okumuş gibi sevap yazar.”

TÜRKÇE MEÂLİ 41-61. ÂYETLER

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

41-42. Onları ve nesillerini yüklü gemide taşımamız ve binecekleri benzer araçlar yaratmamızda kendileri için açık bir kanıttır.

43.Dilesek onları suda boğarız, kimse de onların yardımına koşamaz ve artık kurtarılamazlar.

44.Ama tarafımızdan bir rahmet ve belli zamana kadar faydalanma fırsatı vermemiz başkadır.

45.Onlara “Önünüzdekinden ve ardınızdakinden sakının ki rahmet göresiniz” dendiğinde(aldırış etmezler).

46.Onlara Rabbinin ayetlerinden bir ayet gelmeyedursun, İllâ da ondan yüz çevirirler.

47.Onlara, “Allah’ın size verdiği rızıktan başkaları içinde harcayın” denildiğinde, İnkârcılar müminlere de der ki: “Dilese Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz! Doğrusu siz açık bir yanılgı içindesiniz.”.

48.Ve şöyle derler: “Şayet gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehtid hani ne zaman gerçekleşecek?”.

49.Onlar,besbelli ki, birbirleri ile uğraşırken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar!.

50.İşte o anda onlar ne bir vasiyette bulunabilecekler ne de ailelerine dönebilecekler.

51.Sur’a üflenmiştir. Artık onlar kabirlerinden kalkıp rabbine doğru koşmaktadırlar.

52.Derler ki: “Vay başımıza gelenler! Bizi yattığımız yerden kim diriltip kaldırdı? Rahmânın vaat ettiği işte bu! Peygamberler gerçekten doğru söylemişler!”.

53.Olup biten yalnızca bir ses! Ama ardından onların tamamı, birden toplanmış olarak işte huzurumuzdalar.

54.Bu gün hiç kimse ne küçük bir haksızlığa uğratılmaz. Sadece yapıp ettiklerinizin karşılığını görürsünüz.

55.O gün cennetlikler sefa sürmekle meşgullerdir.

56.Kendileri ve eşleri gölgelik yerlerde, tahtlarına kurulacaklar.

57.Orada onlar için her tür meyve vardır ve bütün istedikleri yerine getirilir.

58.Engin merhamet sahibi Rab’ den gelen söz şu olacak: “Selâm size!”

59.Ve “Ey günahkârlar! Siz bu gün şöyle ayrılın!”(denir).

60-61.Ey Âdemoğulları! Size “Şeytana kulluk etmeyin,o sizin için apaçık bir düşmandır; Bana kulluk edin, doğru yol budur” dememiş miydim?

YÂSİN SÛRESİ (21-40. Âyetler )

Sure Hakkında:

Yâsin suresi,Kuran-ı Kerim’in Kalbi olarak nitelendirilmektedir.

Mekke döneminde inmiş olup adını ilk ayette bulunan “Yâsin” kelimesinden almıştır.83 Ayetten Oluşan Yâsin suresi bir çok faziletleri ve faydaları bulunur. Müslüman alemi için mühim bir yere sahip olan Yâsin suresi ile ilgili Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) şöyle buyurmaktadır “Kim Yâsini okursa, Allah onun okumasına, Kurân’ı on kere okumuş gibi sevap yazar.”

Türkçe Meâli 21-40. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

21.Sizden bir ücret istemeyen o kimselere tâbi olun; Onlar doğru yoldadırlar.

22.Hem ne diye beni yaratan ve sizin de dönüp kendisine varacağınız Allah’a kulluk etmeyeyim ki?

23.Hiç O’ndan başka Mâbutlar edinir miyim! Eğer Rahmân bana bir zarar vermek isterse onların şefaati bana hiçbir yarar sağlamaz. Ve onlar beni kurtaramazlar.

24.İşte o taktirde (başka bir tanrı edinirsem) ben apaçık bir sapıklık içine düşmüş olurum.

25.İşte ben Rabbinize iman etmiş bulunuyorum; Bana kulak verin.“

26-27.Ona, “Cennete gir” denildi. “Rabbimin beni bağışladığını ve güzel biçimde ağırlanmalarından eylediğini keşke kavmim bilseydi!” dedi.

28.Ondan sonra onun kavmi üzerine bir ordu indirmedik, indirmeyiz de

29.(Cezaları) Korkunç bir sesten ibaretti. Sönüp gidiverdiler.

30.O kullara yazıklar olsun! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onu mutlaka alaya alırlardı.

31.Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi ve onların artık kendilerine dönüp gelmediğini görmezler mi!

32.Elbette onların hepsi toplanıp huzurumuza getirilecek.

33.Onlar için ölü toprak açık bir kanıttır. Ona can verdik ve ondan taneler çıkardık işte bundan(ekmek vb.)yapıp yiyorlar.

34.Orada nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik, içinden sular fışkırttık.

35.Onun ürünlerinden ve kendi elleriyle ürettiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 

36.Toprağın bitirdiklerini, kendilerini ve daha bilmedikleri nice şeyleri çift çift yaratan Allah her türlü eksikten uzaktır.

37.Gece de onlar için açık bir kanıttır. Gündüzü onu çekip alırız da karanlıkta kalıverirler.

38.Güneş kendisine ait yerleşik bir düzene göre(yörüngesinde) akıp gider. Bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

39.Ay için de menziller belirledik; Sonunda o , hurma salkımının(ağaçta kalan)yıllanmış sapı gibi olur.

40.Ne Güneşin Aya yetişip çatması uygundur ne de gece  gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzüp gider.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

YÂSİN SÛRESİ

Sure Hakkında:

Yâsin suresi, Kuran-ı Kerim’in Kalbi olarak nitelendirilmektedir.

Mekke döneminde inmiş olup adını ilk ayette bulunan “Yâsin” kelimesinden almıştır.83 Ayetten oluşan Yâsin suresi bir çok faziletleri ve faydaları bulunur. Müslüman alemi için mühim bir yere sahip olan Yâsin suresi ile ilgili Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(S.A.V) şöyle buyurmaktadır “Kim Yasin’i okursa, Allah onun okumasına, Kur’an’ı on kere okumuş gibi sevap yazar.”

Türkçe Meâli 1-20. Âyetler

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

1.Yâ-sin.

2-4.Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen kesinlikle dosdoğru bir yolda yürümek üzere gönderilmiş peygamberlerden birisin.

5-6.(Bu kitap) İzzeti büyük, Rahmeti bol olan Allah tarafından ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde bulunan bir toplumu  uyarasın diye indirilmiştir.

7.Andolsun ki onların çoğu hakkında o söz(azap) gerçekleşecektir; Çünkü olan iman etmeyecekler 

8.Biz onların boyunlarına çenelerine kadar dayanan halkalar geçirdik, bu yüzden kafaları yukarı kalkık durmaktadır.

9.Onların önlerinden bir set, arkalarına da bir set çektik, böylece gözlerini perdeledik; Artık görmezler 

10.Kendilerini uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler.

11.Sen ancak o zikre uyanı ve görmediği halde Rahmân’dan korkanı uyarabilirsin. İşte böylesini hem bir af hem de değerli bir ödülle müjdele

12.Şüphesiz ölüleri diriltecek olan biziz. Onların gelecek için yaptıkları her şeyi ve bıraktıkları her izi de yazıyoruz; Aslında biz her şeyi apaçık bir ana kitaba kaydetmekteyiz.

13.Onlara mâlum şehir halkını örnek göster. Oraya elçiler gelmişti.

14.Biz kendilerine iki kişi göndermiştik ama ikisini de yalancılıkla itham ettiler. Bunun üzerine bir üçüncüyle destekledik. Onlar “Biz size gönderilmiş elçiyiz” dediler.

15.Diğerleri ise şöyle karşılık verdiler ; “Sizde ancak bizler gibi insanlarsınız. Hem Rahmân herhangi bir şeyi indirmiş değil; Siz sadece yalan söylüyorsunuz!”

16. “Rabbimiz biliyor ki” dediler, “Biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

17.Bize düşen, açıkça tebliğ etmekten ibarettir.”

18. (İnkârcılar) Şu karşılığı verdiler; “Doğrusu sizin yüzünüzden üzerimize uğursuzluk geldi. Eğer vazgeçmezseniz, biliniz ki sizi taşlayacağız ve tarafımızdan size acı veren bir işkence yapılacaktır.”

19.Onlar da dediler ki: “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye öyle mi? Hayır! Siz sınırı aşmış bir topluluksunuz.”

20.O sırada şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi; Şöyle dedi: “Ey Kavmim! Bu elçilere uyun.”

Devamını Oku

MERHABA EY ŞEHRİ RAMAZAN

MERHABA EY ŞEHRİ RAMAZAN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ramazan’ın (Kutlu Misafir) anlam ve önemi

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinden indirildiği aydır.

Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçlu geçirsin.

” Sevgili Peygamberimiz(SAV) şöyle buyuruyor “Ramazan ayı geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır. ” Rahmet, mağfiret ve bereket iklimi üç ayların sonuncusu özlemle beklediğimiz Ramazan ayına yaklaştık. Önümüzdeki Pazartesi’yi  Salıya bağlayan gece ilk teravihi kılacağız ve sahura kalkacağız. Kutlu misafirimiz Ramazan, Rabbimizden bize gelen yüce bir davettir. Hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’i daha çok okumaya, tefekkül edip yaşamaya çağrıdır. Tuttuğumuz oruçlarla irademizi güçlendirmek ve nefsimizi terbiye etmek için en güzel fırsattır. Sahuruyla, iftarıyla yuvalarımızda huzur ve berekettir. Beş vakit namazın yanında kıldığımız teravihlerle bedenimize sıhhat, ruhumuza sükûnettir. Zekât, fitre ve sadakalarımızla; Yakınlarımız, komşularımız ve bütün kardeşlerimizle aramızda muhabbettir. Bu ayda müminler olarak bize düşen en büyük sorumluluk, bu kutlu misafire gönlümüzde yer açmak, bu ilahi davete yürekten icabet etmektir. Yorulan ruhlarımız, Ramazan-ı Şerifle teskin edelim. Bunalan gönüllerimize Rabbimizden inşira dileyelim. Özümüze ve fıtratımıza yönelik kulluk şuurumuzu arttıralım. Sabır ve merhamet, kanaat ve şükür bilincimizi kuşanalım, elimizi, dilimizi, gönlümüzü, aklımızı, kalbimizi hâsılı ve ruh ve bedenimizi günahlardan korumaya söz verelim. Ramazan ayımız şimdiden mübarek olsun. Gönül ve zihin dünyamız Kur’an’la şifa bulsun. Bu mübarek ay, her türlü sıkıntı ve hastalıktan bil hassa yaşadığımız salgından kurtulmamıza vesile olsun inşallah.  

RAMAZAN AYI İLE İLGİLİ HADİSLER, SÖZLER VE ÂYETLER

“Gökyüzünün kapıları Ramazan ayının ilk gecesi açılır.Ve son gününün gecesine kadar kapanmaz.”(HZ.Muhammed (SAV))

 “Cennet dört kişinin özlemini çeker, biride Ramazan ayında oruç tutandır.”(HZ. Muhammed (SAV)

“İnsan, Ramazan ayının faziletini bilseydi, yılın hepsinin Ramazan olmasını isterdi.”(HZ. Muhammed (SAV))

“Allah’tan korkunuz, beş vakit namazınızı kılınız Ramazan orucunuzu tutunuz mallarınızın zekâtını veriniz. Rabbinizin cennetine giriniz.”(HZ. Muhammed (SAV))

“İslam beş esas üzerine bina edilmiştir : Allahtan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmek, Namaz kılmak, Zekât vermek, Oruç tutmak, Kâbe’ye hac etmek.”

Hz. Aişe (R.A) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü, şayet Kadir gecesine tevâfuk edersem nasıl dua edeyim?” diye sorduğunda Peygamber (SAV) şu duayı okumasını söyledi : “Allahümme inneke affun, tuhibbu’l-avfe fa’fu anni.” (Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)

“Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, sizde onlara örtüsünüz Allah,(Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi. Ve tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp taktir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (Tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonrada akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.”(Bakara Suresi 187. Âyet.)

“Oruç, sayılı günlerdir. Sizden kim hasta, yada yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.”(Bakara Suresi 184.Âyet.)

“Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar Allah’ın koyduğu sınırları hakkı ile koruyanlardır. Müminleri müjdele ”(Tevbe Suresi 112.Âyet.)

Devamını Oku

BERÂAT KANDİLİ

BERÂAT KANDİLİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şaban Ayının 15. Gecesinde Müslümanların Allah’ın affı ve bağışlanması ile günah yükünden kurtulacağı umularak bu geceye berâat gecesi denmiştir. Berâat gecesi için Arapça eserlerde “Şabanın ortasındaki gece”, “Mübarek gece”, “Rahmet Gecesi” denir. Berat kelimesi; borçtan kurtulma, temize çıkıp aklanma, ceza veya sorumluluktan kurtulma gibi manalara gelir.

Berâat gecesine ait beş haslet vardır:

1. Her önemli iş bu gecede ayırdedilir.

2. O gecedeki ibadetin fazileti büyüktür.

3. İlâhi rahmet yayılır.

4. Mağfiret gecesidir.

5. O gece, Resûlullah’a şefaat hakkının tamamı verilmiştir.

BERÂAT KANDİLİNİN ÖNEMİ VE FAZİLETLERİ

“Şaban ayının 15. gecesi olduğunda o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece güneşin batışından fecre kadar (olan sürede) dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim!.. Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim” 

-İbn Mace

Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre: Resülullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:

“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.

“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:

“Bu gece, Allah Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah Teala onları bağışlamaz.

Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: “Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.

Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: “Ne mutlu bu gece rüku edenlere.

İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Bu gece secde edenlere ne mutlu”.

Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece dua edenlere ne mutlu.”

Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: “Bu gece, Allah’ı zikredenlere ne mutlu”.

Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.”

Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Müslümanlara ne mutlu.”

Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.

Bunları gördükten sonra, Cebrail’e sordum: “Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak? Şöyle dedi: “Ya Muhammed, Allah Teâlâ, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kişiyi cehennemden azat eder.”

BERÂAT GECESİ OKUNACAK DUÂ

Rahmân ve Rahim olan Allahın adıyla.

Allah’ım, Ey ihsân ve ikrâm sahibi olan ve kendisine ihsân edilemeyen,Ey Celâl ve ikrâm sahibi,Ey Lütfü ve ihsânı bol olan,sen’den başka ilâh yoktur,sen kendisine irticâ edenlerin yardımcısı,kendisine sığınanlara emân veren,korkanların kendisinde emniyete kavuştuğu yüce zât’sın.

Allah’ım! Beni katında,Ümmü’l Kitâb’da şâki/kötü veya mağrum veya kovulmuş veya rızkı dar olarak yazdıysan, Allah’ım fazl u ihsânla kötülüğümü, mağrumiyetimi, kovulmamı ve rızkımın az olmasını sil,beni katında, Ümmü’l-Kitab’da said/iyi, rızkı bol ve hayırlara muvaffak olan bir kulun olarak yaz. Şüphesiz sen rasülü’nün lisanı üzere indirilen kitab’ımda bir söz buyurdun ve sen’in sözün haktır:

Allah dilediğini,(dilediğini de) sâbit bırakır. Âmin

-Kimlerin öleceği,

-Kimlerin rızıklanacağı,

-Kimlerin rızıklarının daralacağı,

-Kimlerin o sene dünyada neler olacağı,

-Kimlerin hayra,kimlerin belaya ereceğinin yazılacağı bu kutlu gecede Rabbim hepimizin berâatimizi pak eylesin.(Âmin)

Devamını Oku

MİRAÇ KANDİLİ

MİRAÇ KANDİLİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Miraç, kelime manası itibariyle “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Sözlükte “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamındaki urûc kökünden türemiş bir ism-i âlet olan mi‘râc kelimesi “yukarı çıkma vasıtası, merdiven” demektir. İslam aleminde “Allah’a yükseliş ve arınma” olarak kabul edilir.

MİRAÇ KANDİLİ ANLAMI VE ÖNEMİ

İslam inancına göre, Hazreti Muhammed, Miraç gecesi, Allah’ın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam’ın rehberliğinde Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan semaya, yüce alemlere ve ilahi huzura yükseldi. Hazreti Muhammed, yolculuğunda “Burak” adlı binekle seyahat etti.

Ayrıca bu gece Allah, Hazreti Muhammed’e insanın yaşama hakkını, şeref ve haysiyetini korumayı, toplumun huzur ve güvenini sağlamayı amaçlayan on iki emir vahyetti.

Miracın bir diğer hediyesi ise “Âmenerrasulü” diye başlayan Bakara suresinin son iki ayetidir. Her gün yatsı namazından sonra bu ayetler okunur, iman dile getirilir.

Miraç Kandili ile İlgili Ayet ve Hadisler

Miraç Kandili kelimesini içeren bir ayet direkt olarak bulunmamaktadır ancak İsra Suresi ve Necm Suresi’nin 1 -18 arasında bulunan ayetleri miraç hadisesine değinmektedir:

NECM SÛRESİ

Rahmân ve Râhim olan Allah’ın adıyla…

1-2.Battığı sırada yıldıza andolsun ki bu arkadaşınız ne sapmış ne de eğri yola gitmiştir.

3.Kişisel arzularına göre de konuşmamaktadır

4.O(Size okuduğu),kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir

5-7.Onu, çok güçlü,üstün nitelikle donatılmış biri (Cebrâil) öğretti.O,ufkun en yüce noktasıyken asıl şekliyle göründü.

8.Sonra yaklaştıkca yaklaştı.

9.Öyle ki,iki yay kadar hatta daha yakın oldu.

10.Böylece Allah,kuluna vahyini iletti.

11.Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.

12.Şimdi siz şüpheye düşüp gördükleri hakkında onunla tartışmaya mı kalkışıyorsunuz?

13-14.Andolsun ki ona(meleğe)iniş esnasında en sonundaki sitre    ağacının yanında bir daha gördü.

15.Ki onun yanında huzur içinde kalınacak cennet vardır.

16.O an sitreye yürüyen bürünmüştü.

17.Göz ne kaydı ne de hedefinden şaştı.

18.Hiç kuşkusuz o,rabbinin âyetlerinden en büyüğünü görmüştü.

19-20.Gördünüz değil mi(Âciz durumdaki) Lât’ı,Uzzâyı ve üçüncüsü olan diğerini,Mennât’ı

21.Erkek çocuklar size de kız çocuklar o’na öyle mi? 

22.Ama o taktirde bu insafsızca bir taksim!

23.Bunlar sizin ve atalarınızın putlara taptığı boş isimlerden ibarettir.Allah onlara öyle bir yetki ve güç vermemiştir.Onlar(putperestler)sadece kuruntularına ve kişisel arzularına uyuyorlar.Oysa şimdi onlara rablerinden bir yol gösterici gelmiş bulunmaktadır.

24.İnsan arzu ettiği her şeye sahip olabilir mi ki?

25.Âhiret de Allah’ındır.Dünya da.

26.Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kullar için izin vermedikçe onların bile şefaati hiçbir fayda sağlamaz.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.