DOLAR

18,8209$% 0.06

EURO

20,6987% 0.13

STERLİN

23,2302£% -0.21

GRAM ALTIN

1.183,80%0,26

ÇEYREK ALTIN

1.945,00%0,00

TAM ALTIN

7.757,00%0,01

ONS

1.955,59%0,12

BİST100

4.762,38%1,04

BİTCOİN

448657฿%3.72746

a
Yusuf KILIÇ

Yusuf KILIÇ

01 Şubat 2023 Çarşamba

FUTBOL SAHAYA YÜREĞİNİ KOYMAKTIR

FUTBOL SAHAYA YÜREĞİNİ KOYMAKTIR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Demek ki neymiş, futbol yürek işiymiş…

Demek ki neymiş, futbol sahada takım ruhuyla mücadele etmekmiş…

Demek ki neymiş, futbol saha kenarındaki enerjiyi yeşil çimlere yansıtmakmış…

Demek ki neymiş, her şey para, pul demek değilmiş…

Demek ki neymiş, yağmur, çamur, kar, kış demeden tribünlere gelen taraftarların karşısında sırtına geçirdiğin formanın hakkını vermeleri için futbolculara bunu aşılamakmış…

Demek ki neymiş, para alamıyoruz diye şikayet ederken, futbolcunun bundan nasıl etkileneceğini iyi bilmekmiş…

Demek ki neymiş, futbol her türlü zorluğa, sıkıntıya rağmen ekmeğini yediğin, suyunu içtiğin, havasını soluduğun şehri sahiplenerek ona göre hareket etmekmiş…

Gaziantep Futbol Kulübü, dün Hatayspor karşısında zorlu hava şartlarına rağmen öyle bir mücadele verdi ki, aldığı farklı galibiyeti sonuna kadar hak etti, maçı tribünlerden, televizyonlardan izleyen herkesin takdirini kazandı.

Ligde zor günler geçiren, yönetimsiz, saha kenarında yıllardır gelen teknik adamların yardımcılığını yaparak kendini geliştiren genç teknik adam Erdal Güneş yönetimindeki kırmızı siyahlılar, son iki haftada aldıkları (Ankaragücü ve Hatayspor) galibiyetlerle kara bulutları dağıttı ve güneşli günlere kavuştu.

Gaziantep FK’da son iki haftada oynanan oyunun dışında takımın sahada verdiği olağanüstü mücadele, oyuncuların birbirlerine kenetlenmeleri, saha içi ve saha kenarında birlik ve beraberliği büyük takdir topladı.

Aylar sonra gelen üst üste galibiyetler, başta günlerdir takımın yaşadığı ekonomik sorunun çözümü için gecesini gündüzüne katan, kentin iş insanları, üst düzey yöneticileri, kurum ve kuruluşları ile halkın her tabakasından insanlarla bizzat görüşerek çözüm arayan Vali Davut Gül olmak üzere herkesin moralini yerine getirdi. Bu iki maçta ortaya konulan iyi futbol ve oyuncuların özverileri moralin dışında gelecek günler adına da umut verdi.

Burada, yaşadıkları tüm krizlere rağmen yüreklerini sahaya koyan, tüm olumsuzları bir kenara bırakıp takımı sahiplenen ve bu şehri aldıkları puanlarla sevince boğan futbolculara teşekkür etmeden geçmek elbette olmaz.

Ayağınıza, yüreğinize sağlık…

Takımın başında iki haftadır teknik adam olarak sahaya çıkan Erdal Güneş, görünen o ki kendini iyi yetiştirmiş, bu işin önce yürek işi olduğunu, birlikte hareket edildiği takdirde başarılmayacak bir şey olmadığına inanmış, oyuncularını da buna inandırmış.

Atılan her golden sonra tüm takımın saha kenarına koşup, oynayan, oynamayan, teknik adam herkesin tek yürek olması bunun en bariz göstergesi.

Bir teşekkür de Erdal Güneş hocaya…

Güzel günler, güneşli günler bu ruh sahada olduğu sürece çok uzak değil…

NOT:

(Birileri acaba şu an bulundukları yerden maçı izlediyse, bu takım Gaziantep FK mı ? dedi mi acaba)

Devamını Oku

GEREĞİNİ YAP EROL BULUT

GEREĞİNİ YAP EROL BULUT
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gaziantep FK, evinde Sivaspor’a 2-1 mağlup olarak galibiyet hasretini 9 maça çıkarırken, ligin alt sıralarına doğru hızla inmeye devam etti. Üstelik, bu haftaki rakibi, ligde kalma yolunda en önemli rakiplerinden birisiydi.

Maç öncesi, Gaziantep FK’nın haftalardır süren kötü gidişe dur diyerek sahadan üç puanla ayrılarak hem yeni bir sayfa açacağı, hem devam eden galibiyet hasretine son vereceği ve hem de ileriye dönük umut ışıklarını daha güçlü bir şekilde yakacağı düşünceleri içerisinde Kalyon stadındaki yerimizi aldık.

Ancak, maçın başlamasıyla birlikte gördük ki, daha iyi konsantre olan, daha çok kazanma isteğiyle mücadeleye başlayan taraf Sivasspor’du. İlk dakikadan itibaren daha atak, daha dikkatli ve sanki ev sahibiymiş gibi oyunun ve topun kontrolünü eline aldı.

Gaziantep FK’lı futbolcular ise zar zor kazandıkları topları ya hemen rakibe teslim ediyorlardı, ya da topu alan hemen yönünü kendi kalesine dönüp, futbolun yeni hastalığı geriye pas yapmaya çalışıyordu.

Oysa, kafayı kaldırıp bir çevre kontrolü yapsa, oyunun yönünü değiştirerek boş arkadaşını görse zaten stres altındaki rakip panik ve dolayısıyla hata yapacak, sende daha rahat oyun sergileyip gol yada golleri bulacaksın.

Peki ya saha kenarındaki Teknik adam…

Geçmiş maçlara oranla bu maçta gördüğüm kadarıyla o da heyecanını yetirmiş gibiydi. Daha önce kendine ayrılan bölümde sağa sola giden, sürekli oyuncularına uyarılar gönderen, teknik adam bu maçta bulunduğu yerde bir iki el hareketi yaparak, arada bir de ıslık çalarak idare etti.

Takımın beyni konumunda, arkadaşlarına pozisyonlar hazırladığı gibi topu aldığında beklenmedik hareketleri ile ya golle buluşan ya da arkadaşlarını gol ile burun buruna bırakan Maxim’de belki de futbol hayatı boyunca en çok top kaybı ve aldığı topları ezme rekorunu bu maçta kırdı.

Maç sonunda Teknik Direktör Erol Bulut’a, “ Takımın haftalardır aldığı kötü sonuçlardan dolayı stres yaşadığını, oyuncuları ayağa kaldırması gereken birisi olarak kendisinin de heyecanını kaybetmiş göründüğünü sorduğumda”  aldığım cevap,” Ben ne futbolculuk, ne de teknik adamlık kariyerimde hiçbir zaman heyecanımı kaybetmedim. Her maç sonunda sahaya bağırmaktan sesim kısılır, bugünde aynı şekilde sesim kısıldı” oldu.

O zaman soru şu sevgili hocam ?

Hadi biz tribünden heyecanınızı göremedik…

O kadar bağırmanıza, heyecanınızı sahaya doğru atmanıza oyuncularınız niye gereken cevabı vermedi ?

Birde anlayamadığım, maç sonunda iyi oynadığınızı, kaybetmemeniz gereken bir maçı kaybettiğinizi söylediniz ?

Erol hocam, biz mi yanlış maç izledik acaba…

Djilobodji’nin çizgiden çıkardığı top, kaleci Günay’ın kurtardığı net pozisyonlar başka maçta mı yaşandı ?

İyi oynamadık, kaybettik demek için fark mı olması gerekiyordu ?

Olmuyor Erol hocam…

Takım hızla aşağı doğru düşüyor maazallah bu hızla düşüş devam ederse zemin beton, çakıldığı anda geri dönüşü çok zor olur…

Sizde görüyorsunuz ki, takım irtifa kaybettikçe, tribünlere de kimse gelmiyor, o on ikinci adam dediğiniz taraftar sahadan uzaklaşıyor.

Bu takım küme düşerse, sadece futbol takımı değil, şehir küme düşecek, sizde küme düşen bir takımın teknik adamı olarak kariyerinize eksi puan yazdıracaksınız…

Daha fazla geç olmadan, bence gereğini yapın, takımın, yeni yönetimin ve yeni bir heyecanın yolunu açın.

Zaten Gaziantep’i geçtiğimiz haftalarda “1.5 yıldır para almıyoruz” diyerek zor durumda bıraktınız, ki aldığımız duyumlar hiçte öyle değil (Bence buna da bir açıklık getirmeniz gerekiyor)

Henüz geç değil sevgili Erol Bulut, ne siz daha fazla üzülün, ne de bu şehrin kırmızı siyahlı renklerine gönül vermiş insanları…

Bazen olmaz, kan uyuşmazlığı yaşanır, aradaki sinerji kaybolur ve inat ettikçe batmaya mahkum olursun.

İyi bir insansın, futbolculuk kariyerin başarılarla dolu.

Bence, güzel anılar bırakarak başarılı kariyere bir başarısızlık hikayesi ekleme…

Gereğini yap artık.

Devamını Oku

SÖZLEŞME İMZALARKEN HERŞEY PROFESYONEL, YA SAHADA ?

SÖZLEŞME İMZALARKEN HERŞEY PROFESYONEL, YA SAHADA ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gaziantep Futbol Kulübü maalesef haftalardır aldığı kötü sonuçlarla (son 8 maçta 4 yenilgi, 4 beraberlik) ligin dibine doğru giderken yolun sonu kötü görünüyor.

Başkanı yok, yönetimi yok, futbolcuların bir bölümü paraları ödenmediği için kulübü FİFA’ya şikayet etmiş. Şikayetler nedeniyle, oyuncuların belki bir kısmı belki serbest kalacak, belki takıma transfer yasağı gelecek ve Gaziantep FK çok daha zor durumda kalacak ve kötü son belkide kaçınılmaz olacak.

Futbolcular, FİFA’ya şikayette bulunurken her şeyi maşallah profesyonelce yerine getiriyorlar ve alacaklarını istiyorlar. Peki ya sahada oynarken ne kadar profesyonelce davranıyorlar ?

Fenerbahçe karşısında gördük ne kadar profesyonel olduklarını…

İlk sarı kartını haklı yada haksız bir şekilde gören Sagal, bu karttan sadece 10 dakika sonra hakemin verdiği bir karardan sonra, karşılığının sarı kart olduğunu bilmesine rağmen topa vuruyor ve ikinci sarı kartını görerek takımını sahada 10 kişi bırakıyor.

Bir işi profesyonelce yapan bir kişi, yaptığı hatanın karşılığının mutlaka yaptırımla sonuçlanacağını bilmez mi ?

Sözleşme imzalarken masaya oturduklarında maşallah bilmem kaç tane Avukat, bilmem kaç tane temsilci veya menajer her şeyi en ince ayrıntısına kadar o kağıda döküyorlar ve bunu da profesyonelce yaparak imzayı atıyorlar.

Sahaya çıktıklarında profesyonelliği unutup, bir çok amatör futbolcunun bile yapmayacağı hareketleri yaparak takımlarına zarar veriyorlar.

Maç sonunda Sagal’ın 10 dakika içerisinde iki sarı kart görüp takımı kırmızı kartla eksik bırakmasını Teknik Direktör Erol Bulut’a sorduğumuzda aldığımız cevap,” Futbolcunun yaşadığı baskı ve stresten dolayı o anda nabzı yükselmiş, adrenalini bilmem kaç olmuş ve kart görmüş” oluyor.

Üstüne üstlük, bir de bunu devre arasında oyuncularına anlatmış, daha dikkatli olmaları için uyarılarını yapmış Erol hocam.

Peki o zaman nerde kaldı profesyonellik ?

İşinde profesyonel olan bir kişi, attığı her adımı dikkatli atar, yapılan uyarıları dikkate alır, işini hakkıyla yapar, hangi alanda olursa olsun hizmet verdiği kurum olsun, kuruluş olsun veya bir futbol takımı olsun baskıların üstesinden gelmeyi bilir.

Onun için kimse bana Sagal’ın yaptığı o iki hareketin baskıdan, nabzının yüksekliğinden yada stresten kaynaklandığını anlatmasın.

Bunun adı tek kelimeyle sorumsuzluktur.

Bu sorumsuzluğun bedeli de Gaziantep FK için ağır oldu ve belkide kazanacağı bir maçtan eli boş ayrıldı. İkinci yarının başlamasıyla birlikte oyunun kontrolünü eline alan taraf Gaziantep FK idi. Beraberlik golünden sonra öne geçme fırsatları bile yakalandı.

Saha kenarında Fenerbahçe Teknik Direktörü Jorge Jesus üst üste oyuncu değişikliğine rağmen istenilen oyunun bir türlü gelmemesi ile çaresizlik içerisine girmişti.

Aylardır para almayan Gaziantep FK’lı futbolcular, bir dedikleri iki edilmeyen yıldızlar topluluğu rakibi karşısında sahanın tek hakimi iken, Fenerbahçe ve Jorge Jesus’un imdadına Sagal yetişti ve yaşanacak krizi çözdü.

Devamını Oku

CUMHURİYETE YAKIŞIR BİR YIL OLSUN

CUMHURİYETE YAKIŞIR BİR YIL OLSUN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Acısıyla, tatlısıyla, hüznü, mutluluğu, sevinciyle bir yılı daha geride bırakarak, yeni umutlarla yeni bir yıla girdik.

Başlamadan, 2023 yılının hem ülkemize, hem de tüm dünyaya başta barış, sağlık ve adalet getirmesi dileklerimi belirtmek isterim.

2022 neresinden bakarsak bakalım, çok ama çok zor bir yıl oldu.

2019 tarihinde Çin’in Hubei bölgesinin başkenti olan Vuhan’da ortaya çıkan ve iki yıl boyunca dünyayı kasıp kavuran, COVID-19 pandemisi veya Koronavirüs pandemisi bir çok insanın hayatına mal olurken, ağır etkilerini özellikle de ekonomik alanda 2022 yılında çok sıcak bir şekilde sanırım hepimiz hissetmişizdir.

Bunun yanı sıra, Türkiye’nin çevresindeki ülkelerde özellikle Rusya ile Ukrayna arasında çıkan savaşın etkileri de üzerine gelince artan hayat pahalılığı, alım gücünün düşmesi, temel ihtiyaç maddeleri ile birlikte kira, elektrik, doğal gaz gibi yaşamın vazgeçilmezlerindeki uçuk fiyat artışları sadece orta ve dar gelirliyi değil, toplumun büyük kesimini olumsuz yönde etkiledi.

Hepimizi çok yıpratan 2022 yılını tarihin tozlu sayfalarına yazarak, yapılan, yapılmayan hatalardan dersler çıkararak 2023 yılına yeni bir umutla merhaba dedik.

2023 yılı, “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” kuralı ile 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyetin 100. Yılı.

Cumhuriyetin kazanımlarının baş tacı edildiği, ekonomik anlamda yapılacak uygulamalar ve doğru politikalarla insanların rahat bir nefes aldığı, hak, hukuk adaletin herkese eşit bir şekilde uygulandığı, güçlülerin, güçsüzleri ezmediği, öğrencilerin uzun günler ve saatler çalışmalarının karşılığını aldığı, işçinin, emekçinin, köylünün emeklerinin karşılığını aldığı, saygının, sevginin arttığı, savaşların son bulduğu, afetlerin olmadığı, sağlık sorunlarının yaşanmadığı, tüm dünyada barışın egemen olduğu, huzurun zirve yaptığı bir yıl olması dileğiyle; yeni yılınız kutlu olsun.

Devamını Oku

MİLLİ TAKIMA KİMİ PAZARLAMAYA ÇALIŞIYORLAR ACABA ?

MİLLİ TAKIMA KİMİ PAZARLAMAYA ÇALIŞIYORLAR ACABA ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

A Milli Futbol takımı Ay Yıldızlı Bayrak altında yaşayan, devletini, milletini  seven, ekonomisinden, eğitimine, sağlığından üretimine ülkesinin kalkınması, dünya ile baş edebilecek duruma gelmesini isteyen herkesin Milli takımı.

Beklenen, istenen ve arzulanan noktaya gelecekse Milli takım kimin çalıştığı, çalıştırdığı bence çok önemli değil.  Ay Yıldızlı formayı giydiğinde terinin son damlasına kadar mücadele edecek her futbolcu, Türkiye’de oynar, yurt dışında farklı takımların formasını giyer hiç önemli değil baş tacıdır benim için.

Şenol Güneş’in ayrılmasının ardından A Milli takımın başına getirilen Stefan Kuntz yönetimindeki milli takım oynadığı 14 maçta 9 galibiyet 2 beraberlik ve 3 mağlubiyet alırken, 36 gol attığı bu maçlarda kalesinde ise 16 gol gördü.

Asıl yeri Uluslar ligi A grubu olması gereken Türkiye A Milli takımı bırakın bu seviyedeki takımlarla oynamayı, C ligine kadar düşerken ne takım, ne de takımın başındaki teknik adam bu kadar eleştirilere maruz kaldı. Zaman zaman çıkıp ekranlarda takımı C ligine düşüren teknik adam hakkında birkaç kelam edildi o kadar.

Sonra takımın başına Kuntz getirildi ve Milli takım benim gözümde küllerinden yeniden doğdu, Dünya kupası elemelerinde herkes umudunu kesmişken üst üste topladığı puanlarla yeniden iddialı duruma geldi ve Play Off maçları oynama hakkını elde etti. Milli takım Portekiz’e Play Off’ta kaybetti ama bize en azından o heyecanı yaşattı. Ayrıca Uluslar C liginden yeniden B Ligine yükselmeyi başardı.

Şimdi bakıyorum televizyonlarda spor yorumcularına Stefan Kuntz’un ayağını kaydırmak için, yok efendim Almanya’da niye takım çalıştırmıyormuş, Alman Milli takımının başına niye getirilmemiş, yok efendim alt yaş grup takımlarını çalıştıran bir adam nasıl Türkiye A Milli takımının başına getirilirmiş.

Neymiş efendim, Kuntz’u, TFF Milli Takım sorumlusu Hamit Altıntop getirmiş. Neymiş efendim, Hamit Altıntop masaya vurarak konuşmuş.

Elbette, Hamit Altıntop Milli takım mutlak galibiyet ve iyi bir oyun çıktığı bir maçtan kötü oyun ve beklemediği bir skorla ayrıldığı için sonucu kendine yedirememiş, o sinirle çıktığı ekranlarda hata yapmıştır.

O gün o hareketleri bende kendisine yakıştıramamış, sıcağı sıcağına sen kimsin ve milyonların önünde böyle masaya vurarak konuşabiliyorsun, kime gözdağı veriyorsun diye sormaktan kendimi alamamıştım.

Ama, aradan biraz zaman geçip daha sakin kafayla düşündüğümde, şu an olsa belkide Hamit Altıntop aynı şeyleri yapmaz diye düşünerek bunu bir hata olarak nitelendirmiştim.

Eee, siz ekranlarda konuşurken, yeri geldiğinde hakaretler ederken, çok ağır eleştirilerde bulunurken, bir takımın başından bir teknik adamın, bir takımdan bir futbolcunun kovulmasına kadar giden sözlerinize hiç kimse ses çıkarmayacak mı ?

Sizin derdiniz Milli takımın başarılı olması mı, yoksa sizin isteklerinize göre birilerinin o koltuğa oturarak zaman zaman sizden icazet alması mı ?

Yapılan yorumlara bakıyorum, Milli takımın başarılı olması için fikir yürüten, nasıl bir proje yapılması gerektiğini söyleyen kimse yok. Yok efendim, şu oyuncu niye alınmış, bu oyuncu niye alınmamış yada alınmış ama niye oynatılmamış.

Ha bu arada, yorum yapanlar, 85 milyonluk bir ülke kendi içinden üç – beş isimin dışında teknik direktör yetiştiremiyor, alt yapılardan Milli takım seviyesinde oyuncular yetişmiyor diyerek zaman zaman kendi söyledikleriyle de çelişiyorlar.

Hadi Stefan Kuntz ile yollar ayrıldı diyelim. Yerine getirilmesini istediğiniz Teknik adamları söyleyin bari, bizde bu ülkenin vatandaşları olarak olabilir yada olmaz diye kendi fikirlerimizi yürütme imkanına kavuşalım.

Hiç kimse isim telaffuz etmiyor.

Yorumlara bakınca, Milli takımın başına kimi pazarlıyorlar acaba demekten kendimi alamıyorum. Aklıma kocaman kocaman şu an boşta olan isimler geliyor.

Eğer, yorum yaparken aklınıza gelmiyorsa ben size birkaç isim vereyim; Fatih Terim, Şenol Güneş, Mustafa Denizli, Sergen Yalçın, Aykut Kocaman, Samet Aybaba, Hikmet Karaman, İsmail Kartal, Ersun Yanal

Bunlar benim aklıma gelenler, varsa eklemek istediğiniz listeyi çoğaltmakta serbestsiniz…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.