DOLAR

16,9490$% 0.71

EURO

17,4086% -0.87

STERLİN

20,2582£% -0.67

GRAM ALTIN

961,65%-1,63

ÇEYREK ALTIN

1.582,00%-0,80

TAM ALTIN

15.691,78%-0,49

ONS

1.765,06%-2,35

BİST100

2.371,25%-1,44

BİTCOİN

334472฿%-0.24886

a
alan18-kopya
alan15-kopya
Yusuf KILIÇ

Yusuf KILIÇ

10 Haziran 2022 Cuma

“KADIN DOSTU KENT GAZİANTEP” UYGULAMASI KİMİN İÇİN ?

“KADIN DOSTU KENT GAZİANTEP” UYGULAMASI KİMİN İÇİN ?
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Kadın Dostu Kent Gaziantep” uygulamasının Erikçe Ormanları içerisinde bulunan MSM’de düzenlenen lansmanına yani diğer adıyla tanıtım toplantısına bir gazeteci olarak haber yapma amacıyla katıldım.

Toplantının yapılacağı alana gittiğimde, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve protokol üyeleri gelmeden şöyle bir gezinti yaptım ve kimlerin katıldığı, tanıtımın kimlere yapılacağı ile ilgili fikir edinmeye çalıştım.

Gördüm ki, daha önce bu tür tanıtım ve organizasyonlarda görmeye alışık olduğumuz yüzlerin tamamı orada.

Yanlış anlaşılmasın, elbette isteyen herkes istediği her yere gidebilir, istediği organizasyona katılabilir. Buna bir sözüm yok. Elbette, topluma yön veren sivil toplum kuruluşları bu alanda olmalıydı ve oradaydılar.

Sevgili Başkan Fatma Şahin…

Gönül isterdi ki, bu uygulamayla belki de hayatı değişecek olan, Gaziantep’in varoşlarında yaşamını sürdüren Düztepe’den Hayriye ablam, Perilikaya’dan Güllü Teyzem, Cinderesi’nden hatice bacım da oraya  bir şekilde getirilsin, birkaç saatliğine de olsa hem yemyeşil ağaçların arasında temiz hava alsın, hem yaşadığı stresi birkaç saatliğine unutup üzerinden atsın ve hem de uygulama ile hangi kazanımları elde edebileceğini, nasıl kullanabileceğini birinci ağızdan dinleyebilsin.

Şimdi diyeceksiniz ki, bu insanlar oraya nasıl taşınacak, nasıl götürülüp tekrar dönebilecek ?

Çok ta zor değil…

Şehrin her bölgesinde Büyükşehir ve zaman zaman ilçe belediyelerinin organizasyonları ile kadınlarımız, bacılarımız, analarımız, kızlarımız şehir için ve şehir dışına çeşitli gezilere götürülebiliyorlar.

Aynı şekilde, üç beş varoş semte birkaç otobüs tahsis edilebilir, o insanlar alana getirilebilir ve o anı yaşayabilirlerdi.

Benim kanaatim, böyle bir çalışma yapılabilseydi, çok daha fazla kadınımıza, kızımıza, anamıza, bacımıza ulaşabilirdiniz ve onları mutlu edebilirdiniz …

Haksızmıyım ?

Devamını Oku

33 KADIN BELGESELİ VE ELEŞTİRİLER

33 KADIN BELGESELİ VE ELEŞTİRİLER
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeryüzünde, birçok kadın girişimci kendi başarı hikayelerini geçmişten günümüze yazdı, yazmaya devam ediyor. İş hayatına farklı bir bakış açısı getiren, üreten ve ürettikçe kazanan, kazandıkça ekonomiye ve toplumun her kesimine faydalar sağlayan, toplumsal yaşamda güçlüklere karşı direnerek ve kararlılıkla yollarına devam eden birçok kadın girişimci rol model olarak alınıyor ve gelecek nesillere de ilham kaynağı oluyor.

Bu çerçevede, Gaziantep’te “33 Güçlü Kadın” belgeselinin çekimlerinin yapıldığını basından ve çevremden duyduğumda, projede yer alan kadınların örnek alınarak, iş, sanat ve hayatın her safhasına yeni atılacak kadınlarımıza, kızlarımıza rol model olacakları düşüncesiyle heyecanlandım.

Projeyi hayata geçiren, belgesel çekimlerini yapan kimdir tanımam, bilmem. Henüz karşılaşmadığım için de proje hakkında çok geniş bilgilere sahip değilim. Şayet, karşılaşırsam, daha geniş bilgileri, hedeflerini ve bu yola çıkmasına neyin etken olduğunu mutlaka soracağım. İşim gereği de projeyi, artısıyla, eksisiyle yine bu sütunlara taşıyacağım.

Dünyada kadın işgücü istihdamı artması, toplumsal değişim, eğitim seviyesinin yükselmesi, daha çok kadının işgücü piyasasında yer alması için benzer projelerin hayata geçirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ancak, şehrimizde hayata geçirilen “33 Güçlü Kadın” belgeseli ile ilgili kadın kuruluşları tarafından bir takım iddialar ortaya atılarak yapılan eleştirileri de görüyorum.  

Yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de her üç kadından ikisi ekonomik hayatın dışında. Bu kadınların 11 milyonu bakım sorumluluğu nedeniyle iş gücüne katılamıyor. Üstelik kadın işsizliği, erkek işsizliğinden yüzde 39 daha fazla iken, belgeselde yer alan kadınların hayat hikayeleri, birilerine rol model olacaksa ve daha fazla kadının iş hayatına atılmasına vesile olacaksa, bunun kime ne zararı olur ?

Eleştirileri yapanlar, eğer proje içerisinde yer almadıkları için yapıyorlarsa yazık gerçekten çok yazık.

Pozitif ayrımcılık yapılarak, kadınların gerek iş, gerek siyaset ve gerekse de hayatın içerisinde daha fazla yer almaları için büyük çaba harcanırken, “Ben, biz, bu listede yada organizasyonda yoksak, bu organizasyon da olmamalı” diyerek yapılan bir işi baltalamaya çalışmak çok anlamsız.

Tavsiyem, projenin içerisinde yer alsanız da, almasanız da birbirinize destek olun, omuz omuza verin. Yaptığınız eleştiriler, karalama kampanyaları, kadınların birlikteliğine, örgütlülüğüne, geleceğine zarar verir, kadınların toplumdaki yerinin güçlenmesine engel olur.

Türk kadını, her anlamda güçlüdür, yoklukta da, varlıkta da birlik beraberlik içerisinde hep dimdik ayakta kalmayı başarmıştır.

Unutmayın ki; Milli mücadelenin en önemli aktörlerinden olan Türk Kadını, birbirini kıskanmadan, “ Ben yoksam o da olmasın” demeden çektiği zorlukları, yüklendiği sorumlulukları ve gösterdiği kahramanlıkları ile tarihe ışık tutmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, “Dünyada hiç bir milletin kadını -Ben Anadolu Kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu Kadını kadar emek verdim diyemez!” sözüyle Türk kadınının birlik olduğu takdirde neler başarabileceğini dünyaya ilan etmiştir.

Devamını Oku

PLANSIZLIĞIN KARŞILIĞI

PLANSIZLIĞIN KARŞILIĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gaziantep FK, Ziraat Türkiye kupasında Alanyaspor’a 2-1 mağlup olarak veda ederken, söylenecek tek şey vardı, o da maç öncesi, maç sırasında ve rakibin oyununa göre gerekli planlamayı yapmamanın kurbanı oldu.

Teknik kadro, her maç öncesi oynayacağı maçı kafasında türlü senaryolar kurarak oynar, bunları antrenmanlarda oyuncularına aktarır ve farklı taktik ve oyun düzenleri ile çalışmalarını yaptırır.

Alanyaspor maçında görünen o ki, teknik direktör Erol Bulut ve ekibi iki şey üzerinde çalışmış.

Birincisi; Topu tamamen rakibe bırakmak, oyunu kendi alanında kabul ederek kapacağı topları uzun vuruşlarla rakip kalede pozisyon aramak.

Ama, bunu yapabilmeniz için elinizde bu oyuna uygun, koşu gücü yüksek ve bir anda rakip sahada çoğalabilen oyuncu grubuna ihtiyacınız var. Sizde, bu sistemi uygulayabilecek kaç oyuncu var ?

Bir tek Figueiredo’yu ileride bırakmışsınız, attığınız tüm topları rakip aldı ve kalenize geldi.

Orta alandan destek var mı ?

YOK

Figueiredo koşu atarken, sağa, sola deplase olabilecek, rakip oyuncuları şaşırtabilecek oyuncu var mı ?

Sagal var, onu da kendi sahanızda rakibi karşılasın diye tutmuşsunuz, böyle olunca da o da YOK

İkincisi; Mağlup duruma düşerseniz, stoperler Djilobodji ve Caulker’i de ileri yollayarak yapılacak baskıyla topu kazanıp pozisyon üretmek ve gol bulmak.

Bu sistemde başarılı oldunuz, son saniyede de olsa golü bulup maçı uzatmaya götürdünüz. Burada mutabıkız.

Peki ya, uzatmalarda…

Rakip, sizin ikinci oyun planınıza karşı hiçbir çözüm üretemiyor ve maç tamamen Alanyaspor yarı sahasında geçiyor.

Uzatma bölümlerinde neden maça başladığınız oyuna geri döndünüz ben anlayamadım, biri bana anlatsın.

Rakip sinmiş, sinirlenmiş ve hata yapmaya müsait duruma gelmiş. Bir anda siz sistem değişikliğine gidiyorsunuz, rakibe al topu oyna diyerek moral veriyorsunuz ve yeniden ayağa kalkmasına olanak sağlıyorsunuz.

Bunun sonucunda da kalenizde golü görüp turu bırakarak sahadan ayrılıyorsunuz.

Bir başka plansızlık ta, maç içerisinde yaşananlar…

Rakip teknik adam öyle bir planlama yapmış ki, hangi oyuncuyu ne zaman oyuna alacağının hesabını kitabını yapmış ve bunları uygulamış.

Siz, öyle zamansız oyuncu değişiklikleri yapıyorsunuz ki, uzatmanın ikinci yarısının başında bir oyuncunuz sakatlanıyor, maç içerisinde üç kez oyuncu değişikliği nedeniyle oyunu durdurduğunuz için sakatlanan oyuncunun yerine başka bir oyuncuyu sahaya süremiyorsunuz ve maçı 10 kişi tamamlamak zorunda kalıyorsunuz.

Sahaya, maçın 87. Dakikasında, kontroatak futboluna en uygun oyuncularınızdan birisi olan Sağal’ın yerine Borven diye bir oyuncu sürüyorsunuz, adamın sahada yürüyecek hali yok. 120 dakika mücadele eden futbolcular, son dakikalarda tüm gücünü kullanarak en azından maçı penaltılara taşıyabilmek için canını dişine takıp topun peşinden koşarken, bu arkadaş adım atmakta zorlanıyor.

Sezon başından beri 12 lig, 1 kupa olmak üzere sadece 144 dakika görev alabilen, golü olmayan, asisti olmayan, takıma bir katkısı olmayan bir türlü istenileni veremeyen böyle bir oyuncuyu ne diye sahaya sürersiniz onu da anlayamadım.

Bu arada bir tavsiye de Kulüp Başkanı ve yönetimine;

Bu Borven’i kim transfer ettiyse, yerinizde olsam oyuncunun maaşını o arkadaşa ödettiririm. Böylece, bir daha transfer yapmaya kalkarsa en azından daha dikkatli olur.

Devamını Oku

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gaziantep Futbol Kulübü, bu sezon evinde ilk yenilgisini aldı.

Futbol bu, elbette yenilebilirsin. Ancak, çıkarsın sahaya, giydiğin formanın hakkını verirsin, son dakikaya kadar mücadele edersin, maçın bitiş düdüğü ile birlikte sonuca razı olursun ve herkes senin mücadeleni takdir eder.

Gaziantep, bu sezon izlediğim en kötü, en korkak futbolu sergiledi ve sonuç daha maç başlamadan belliydi.

Çünkü, sahaya çıkan kadroyu elime aldığımda, basın tribününde ben dahil herkesi aldı bir düşünce.

Belli ki, Teknik Direktör Erol Bulut rakipten korkmuş.

Bakıyorsunuz, orta alanda takımı oynatan, pasları organize eden Maxim, son haftaların parlayan oyuncusu ve attığı gollerle takıma hayat veren Figueiredo, solda Tosca, yine orta alanda mücadele gücü yüksek Doğan Erdoğan yedekler arasında.

Durum böyle olunca da, maçın ilk düdüğünden itibaren Adana Demirspor aldı sazı eline, istediği makamı çaldı, istediği Türküyü söyledi, istediği golleri de buldu.

İkinci devre başlarken, Maxim, Figueiredo ve Tosca’yı oyuna alarak başlıyor Teknik Direktör Erol Bulut…

Ama geçmiş olsun.

Atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiş.

Hem oyun olarak ve hem de skor olarak rakip sana üstünlük sağlamış, oyuncuların motivasyonu düşmüş.

Böyle olunca da oyun tamamen Adana Demirspor’un hakimiyetinde geçerken, bir iki cılız atağın dışında hiçbir şey yok.

Dua et ki kalende Günay Güvenç gibi bir kalecin var Erol hoca.

Üç gol yedi ama kurtardığı iki penaltının dışında kalesine gelen bir çok pozisyon da gole izin vermedi.

Yani anlayacağın, maç öncesi düşündüğün korkak futbolun karşılığı Günay olmasa tarihi farkla biterdi.

Unutma sevgili hocam

Korkak futbolun karşılığı mağlubiyet olur

Rakipten bu kadar korkar, sahaya da böyle bir kadro çıkarırsan olacağı bu.

Korkunun ecele faydası yok.

BULUTların üstünde de olsan gelir seni bulur.

Devamını Oku

DERS ZİLİ ÇALDI, HAYDİ SINIFA, BELKİ BİR ŞEY ÖĞRENİRSİN

DERS ZİLİ ÇALDI, HAYDİ SINIFA, BELKİ BİR ŞEY ÖĞRENİRSİN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gaziantep bugün öğle saatlerinde başlayan kar yağışı ile adeta beyaza büründü. Şehir yıllardır böyle bir kar yağışına hasret kalmıştı. Bunun sonucunda da su kaynakları büyük oranda ya kurumuş, ya da kurumaya yüz tutmuştu. Toprak suya doyamadığı için ürün miktarı düşmüş, kuraklık çığlıkları artmıştı.

Ancak görünen o ki, şehre uzun yıllardır kar yağmaması rehavete yol açmış, geçtiğimiz birkaç yıl kar yağışının çok etkili olmaması baz alınarak tedbirler de anlaşılan ona göre alınmış.

Kar yere düştüğü andan itibaren, kentin her bölgesinden, tedbirlerin yeterlik olmaması, trafiğin kilitlenmesi, işinden çıkan insanların araçlar gidemediği için evlerine yaya olarak ulaşmaya çalışmaları üzerine çok sayıda şikayetler gelmeye başladı.

Araçlarıyla yolda olanlar perişan, servisle işinden çıkıp evine ulaşmaya çalışan insanlar perişan.

Herkes isyanda.

Ama tuzu kuru, belki de evinden çıkmadığı için dışarıda olanların farkında olmayan hatta ve hatta gerek sosyal medyadan, gerekse de farklı kanallardan yetkililere ulaşıp dertlerini anlatmaya çalışanlara isyan eden bir kesim de var.

Onlar, her zaman olduğu gibi yedikleri yağlı ekmeği överek yine vatandaşı suçluyor. Yok efendim aracında kar lastiği varmıymış, yok efendim işten erken çıkıp evine gitmeliymiş, yok efendim arabayla çıkmamalıymış.

Beyefendi heralde herkesin kendi işini yaptığını sanıyor. Bir işçinin mesaisini tamamlamadan keyfine göre canı istediği zaman işten çıkabileceğini sanıyor. Şehirde yönetici konumunda olmasına rağmen Gaziantep’in köy olduğunu, bir yerden bir yere yürüyerek ulaşılabileceğini sanıyor.

Güzel kardeşim, bu şehrin büyük bölümü işçi ve emekçi kesimi.

Öyle canı istediği zaman işini bırakıp gitme şansı yok. Belli bir mesai saati var ve mutlaka o saati doldurmak zorunda.

Gaziantep köy değil, bir bölgeden bir başka bölgeye ulaşımı ancak araçlarla sağlayabilirsin. Örnek istersen, OSB’de çalışan bir kişi, Karataş, Güneş Mahallesi, Ünaldı, Türkmenler, Perilikaya, Ocaklar, Üçoklar, Vatan, Beydilli gibi daha adını sayamadığım bir çok mahalleye mecburen araç kullanarak ulaşımını sağlayacak.

Birde bunun tam tersini düşün, Karataş, Üniversite, ve yukarıda saydığım mahallelerde çalışıp ta, Karşıyaka, Merveşehir, Gazikent, Beykent gibi mahallelerde oturan insanlar var. Onlar da aynı şekilde araçlarla evlerine gitmek zorundalar.

Bu arada, bu mahallelerin adını belki ilk kez duyuyorsun, en azından öğrenmiş olursun.

Şimdi çıkmışsın, insanların aracında kış lastiği olup olmadığını, işinden erken çıkmasını, arabayla çıkmamalarını istiyorsun.

Olmadı, bence öyle diyeceğine, “ Evet kar yağışı nedeniyle bazı bölgelerde mağduriyetler yaşandığını üzülerek görüyoruz, vatandaşımızın bu mağduriyetlerini giderebilmek için hem bizler, hem de ekiplerimiz terlerinin son damlasına kadar var güçleriyle çalışıyorlar” deseydin çok daha şık olurdu.

Evet, Gaziantep tarihiyle, kültürüyle, gastronomisiyle marka şehir.

Nohut dürümü de diyeceğim ama artık ona da güç yetmediği için maalesef dilim varmıyor.

Ama, tüm bunların yanında yöneticilerin de söylemleriyle, zaman zaman özeleştiri yapmalarıyla da marka olmaları gerekmez mi ?

Yaptığınız güzel şeyleri çok güzel sahipleniyorsunuz. Fakat işler biraz kötü gitti mi, hiiiç sizin kabahatiniz yok, suçlu başkaları aman ha onu üzerinize almayın.

Yönetici dediğin, iyiyi de, kötüyü de sahiplenmeyi bilmeli. Yeri geldiğinde hatasını kabul etmeli, o hatayı düzeltebilmek için çaba göstermeli.

İşte o zaman bu şehir marka olur.

Ders zili çaldı, haydi sınıfa belki bir şey öğrenirsin güzel kardeşim.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.