DOLAR

18,8116$% 0.01

EURO

20,4382% -0.29

STERLİN

23,3099£% -0.23

GRAM ALTIN

1.164,52%-0,15

ÇEYREK ALTIN

1.917,00%-0,15

TAM ALTIN

7.647,00%-0,14

ONS

1.926,37%-0,15

BİST100

5.191,83%-0,75

BİTCOİN

433269฿%-0.22125

a

GEREĞİNİ YAP EROL BULUT

Gaziantep FK, evinde Sivaspor’a 2-1 mağlup olarak galibiyet hasretini 9 maça çıkarırken, ligin alt sıralarına doğru hızla inmeye devam etti. Üstelik, bu haftaki rakibi, ligde kalma yolunda en önemli rakiplerinden birisiydi.

Maç öncesi, Gaziantep FK’nın haftalardır süren kötü gidişe dur diyerek sahadan üç puanla ayrılarak hem yeni bir sayfa açacağı, hem devam eden galibiyet hasretine son vereceği ve hem de ileriye dönük umut ışıklarını daha güçlü bir şekilde yakacağı düşünceleri içerisinde Kalyon stadındaki yerimizi aldık.

Ancak, maçın başlamasıyla birlikte gördük ki, daha iyi konsantre olan, daha çok kazanma isteğiyle mücadeleye başlayan taraf Sivasspor’du. İlk dakikadan itibaren daha atak, daha dikkatli ve sanki ev sahibiymiş gibi oyunun ve topun kontrolünü eline aldı.

Gaziantep FK’lı futbolcular ise zar zor kazandıkları topları ya hemen rakibe teslim ediyorlardı, ya da topu alan hemen yönünü kendi kalesine dönüp, futbolun yeni hastalığı geriye pas yapmaya çalışıyordu.

Oysa, kafayı kaldırıp bir çevre kontrolü yapsa, oyunun yönünü değiştirerek boş arkadaşını görse zaten stres altındaki rakip panik ve dolayısıyla hata yapacak, sende daha rahat oyun sergileyip gol yada golleri bulacaksın.

Peki ya saha kenarındaki Teknik adam…

Geçmiş maçlara oranla bu maçta gördüğüm kadarıyla o da heyecanını yetirmiş gibiydi. Daha önce kendine ayrılan bölümde sağa sola giden, sürekli oyuncularına uyarılar gönderen, teknik adam bu maçta bulunduğu yerde bir iki el hareketi yaparak, arada bir de ıslık çalarak idare etti.

Takımın beyni konumunda, arkadaşlarına pozisyonlar hazırladığı gibi topu aldığında beklenmedik hareketleri ile ya golle buluşan ya da arkadaşlarını gol ile burun buruna bırakan Maxim’de belki de futbol hayatı boyunca en çok top kaybı ve aldığı topları ezme rekorunu bu maçta kırdı.

Maç sonunda Teknik Direktör Erol Bulut’a, “ Takımın haftalardır aldığı kötü sonuçlardan dolayı stres yaşadığını, oyuncuları ayağa kaldırması gereken birisi olarak kendisinin de heyecanını kaybetmiş göründüğünü sorduğumda”  aldığım cevap,” Ben ne futbolculuk, ne de teknik adamlık kariyerimde hiçbir zaman heyecanımı kaybetmedim. Her maç sonunda sahaya bağırmaktan sesim kısılır, bugünde aynı şekilde sesim kısıldı” oldu.

O zaman soru şu sevgili hocam ?

Hadi biz tribünden heyecanınızı göremedik…

O kadar bağırmanıza, heyecanınızı sahaya doğru atmanıza oyuncularınız niye gereken cevabı vermedi ?

Birde anlayamadığım, maç sonunda iyi oynadığınızı, kaybetmemeniz gereken bir maçı kaybettiğinizi söylediniz ?

Erol hocam, biz mi yanlış maç izledik acaba…

Djilobodji’nin çizgiden çıkardığı top, kaleci Günay’ın kurtardığı net pozisyonlar başka maçta mı yaşandı ?

İyi oynamadık, kaybettik demek için fark mı olması gerekiyordu ?

Olmuyor Erol hocam…

Takım hızla aşağı doğru düşüyor maazallah bu hızla düşüş devam ederse zemin beton, çakıldığı anda geri dönüşü çok zor olur…

Sizde görüyorsunuz ki, takım irtifa kaybettikçe, tribünlere de kimse gelmiyor, o on ikinci adam dediğiniz taraftar sahadan uzaklaşıyor.

Bu takım küme düşerse, sadece futbol takımı değil, şehir küme düşecek, sizde küme düşen bir takımın teknik adamı olarak kariyerinize eksi puan yazdıracaksınız…

Daha fazla geç olmadan, bence gereğini yapın, takımın, yeni yönetimin ve yeni bir heyecanın yolunu açın.

Zaten Gaziantep’i geçtiğimiz haftalarda “1.5 yıldır para almıyoruz” diyerek zor durumda bıraktınız, ki aldığımız duyumlar hiçte öyle değil (Bence buna da bir açıklık getirmeniz gerekiyor)

Henüz geç değil sevgili Erol Bulut, ne siz daha fazla üzülün, ne de bu şehrin kırmızı siyahlı renklerine gönül vermiş insanları…

Bazen olmaz, kan uyuşmazlığı yaşanır, aradaki sinerji kaybolur ve inat ettikçe batmaya mahkum olursun.

İyi bir insansın, futbolculuk kariyerin başarılarla dolu.

Bence, güzel anılar bırakarak başarılı kariyere bir başarısızlık hikayesi ekleme…

Gereğini yap artık.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

“AYAĞIN TOPAL OLSUN YÜREĞİN OLMASIN LENK”

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.